Birleşmiş Milletler (BM), Ortadoğu'da devam eden savaşın yol açtığı yakıt ve gıda fiyatlarındaki artışın, bölge dışındaki ülkelerde de gıda güvensizliğini derinleştirdiğini ve daha önce yapılan uyarıların gerçeğe dönüştüğünü duyurdu. BM Dünya Gıda Programı (WFP) sözcüsü, çatışmaların başlamasından bu yana dünya genelinde akut açlıkla karşı karşıya olan insan sayısının on milyonlarca arttığını belirtti. Özellikle ithal gıdaya bağımlı yoksul ülkeler, enerji ve nakliye maliyetlerindeki yükselişten en ağır şekilde etkileniyor.
Krizin boyutları ve arka planı
BM verilerine göre, 2023 yılının son çeyreğinde başlayan çatışmalar, küresel gıda fiyat endeksinde keskin bir yükselişe neden oldu. Özellikle buğday, mısır ve bitkisel yağ fiyatları, Karadeniz tahıl koridoru anlaşmasının askıya alınması ve Ortadoğu'daki enerji tesislerine yönelik tehditler nedeniyle rekor seviyelere yaklaştı. WFP, krizin başlangıcında yaptığı modellemelerde, çatışmaların uzaması halinde 40 milyon kişinin daha akut açlık sınırına itilebileceğini öngörmüştü. Bugün bu öngörülerin doğrulandığını ifade eden yetkililer, en kötü senaryonun gerçekleşmekte olduğunu vurguluyor. Somali, Etiyopya, Kenya gibi Doğu Afrika ülkeleri, hem kuraklık hem de ithalat maliyetlerindeki artış nedeniyle en kırılgan bölgeler arasında yer alıyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ise küresel gıda fiyatlarının 2024 yılı boyunca yüksek seyredeceğini tahmin ediyor. Özellikle gübre fiyatlarındaki artış, uzun vadede tarımsal üretimi tehdit ediyor. Rusya-Ukrayna savaşının ardından başlayan tedarik zinciri sorunları, Ortadoğu'daki çatışmalarla birleşince, gelişmekte olan ülkelerin döviz rezervleri eriyor ve bu ülkeler temel gıda maddelerini ithal etmekte zorlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ortadoğu dışındaki ülkelerde de etkileri hissedilen kriz, başta Mısır, Ürdün ve Lübnan olmak üzere bölge ülkelerini daha da kırılgan hale getiriyor. Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçılarından biri olarak, Karadeniz ve Ortadoğu rotalarındaki aksaklıklardan doğrudan etkileniyor. Ürdün'de hükümet, temel gıdalara yönelik sübvansiyonları artırmak zorunda kalırken, Lübnan'da zaten derin bir ekonomik kriz yaşanıyor. BM, bölgedeki insani yardım ihtiyacının 2024 yılında yüzde 30 oranında arttığını belirtiyor. Küresel ölçekte ise, dünya genelinde 345 milyon insanın akut gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğu tahmin ediliyor. Bu sayı, 2020'den bu yana 200 milyon artış gösterdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ortadoğu'daki çatışmaların küresel gıda fiyatlarına etkisi, Türkiye gibi net gıda ithalatçısı ülkeler için doğrudan bir risk oluşturuyor. Türkiye, buğday ve enerji ithalatında yüksek dışa bağımlılığı nedeniyle fiyat artışlarından olumsuz etkileniyor. Ayrıca Karadeniz tahıl koridoru anlaşmasının geleceği ve Ortadoğu enerji hatlarının güvenliği, Ankara'nın diplomatik girişimlerinin odağında yer alıyor. Türkiye, hem BM arabuluculuğuyla tahıl anlaşmasını canlandırmaya çalışırken hem de yerli tarım üretimini artırarak gıda arz güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Krizin derinleşmesi, Türkiye'nin komşu ülkelerdeki istikrarı ve insani durumu da yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle Ankara, bölgesel iş birliği mekanizmalarını harekete geçirerek hem kendi gıda güvenliğini korumayı hem de krizden etkilenen ülkelere yardım sağlamayı hedefliyor.