Birleşmiş Milletler, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın üçüncü ayına girilirken Lübnan için yaptığı insani yardım çağrısını neredeyse iki katına çıkararak 640 milyon dolara (yaklaşık 22 milyar TL) yükseltti. BM yetkilileri, ülkede 'insani bir felaketin' yaklaştığı uyarısında bulunurken, Lübnan nüfusunun dörtte birinin acil yardıma ihtiyaç duyduğunu açıkladı. Çatışmalar nedeniyle yüz binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kalırken, sağlık ve gıda stokları tükenme noktasına geldi.
BM'nin yardım çağrısı ve krizin derinleşmesi
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından yapılan açıklamada, Lübnan'daki insani durumun her geçen gün kötüleştiği vurgulandı. Ofis, daha önce 370 milyon dolar olarak belirlenen yardım hedefini, artan ihtiyaçlar doğrultusunda 640 milyon dolara çıkardı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ise Lübnan'da 1,2 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini ve bu kişilerin büyük bir kısmının barınma, gıda ve sağlık hizmetlerine erişimde sıkıntı yaşadığını bildirdi.
İsrail'in hava saldırıları özellikle Lübnan'ın güneyi, Bekaa Vadisi ve başkent Beyrut'un güney banliyölerini hedef alıyor. Saldırılarda binlerce sivil hayatını kaybederken, altyapı büyük ölçüde tahrip oldu. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ülkedeki hastanelerin kapasitesinin dolduğunu ve tıbbi malzeme sıkıntısı yaşandığını duyurdu. Özellikle çocuklar ve yaşlılar arasında ölüm oranlarının arttığı belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Savaşın yayılma riski
Lübnan'daki çatışma, İsrail ile Hizbullah arasında 2006 yılından bu yana yaşanan en şiddetli çatışma olarak kayıtlara geçti. Bölgesel güçlerin de dahil olduğu savaşın, Ortadoğu'da daha geniş bir çatışmaya dönüşme riski bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi, ateşkes çağrıları yapmasına rağmen taraflar arasında kalıcı bir anlaşma sağlanamadı. ABD ve Fransa'nın arabuluculuk girişimleri de şu ana kadar sonuçsuz kaldı. İnsani yardım kuruluşları, bölgeye ulaştırılmak istenen yardımların savaş nedeniyle engellendiğini ve sivil kayıpların arttığını rapor ediyor.
Lübnan ekonomisi zaten 2019'dan bu yana ağır bir kriz içindeydi. Savaş, ülkenin zaten kırılgan olan ekonomisini daha da derin bir çöküşe sürükledi. Lübnan lirası değer kaybederken, temel gıda maddelerinin fiyatları yüzde 500'ün üzerinde arttı. BM Dünya Gıda Programı (WFP), ülkede 2,5 milyon kişinin gıda güvencesizliği ile karşı karşıya olduğunu açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki insani kriz, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve güvenliğini doğrudan etkileyebilecek bir gelişme. Türkiye, Lübnan ile tarihi ve kültürel bağlara sahip olmasının yanı sıra, Akdeniz'deki enerji güvenliği ve ticaret yollarının kesintiye uğramaması açısından da bu çatışmanın sonuçlarına duyarlıdır. Ayrıca, savaşın bölgeye yayılması halinde Türkiye'ye yönelik mülteci akışının artması ve sınır güvenliğinin zayıflaması riski bulunuyor. Ankara, bu krizde hem insani yardım sağlayarak hem de diplomatik girişimlerde bulunarak taraflar arasında ateşkesi teşvik etmektedir. Ancak, çatışmanın uzaması ve İsrail'in saldırılarını sürdürmesi, Türkiye'nin bölgesel politikalarını yeniden değerlendirmesine neden olabilir.