Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda (UNGA) İran, Suriye ve Kenya temsilcileri, savaşların ve küresel adaletsizliklerin ülkelerin kalkınma çabalarını nasıl baltaladığını dile getirdi. Bu açıklamalar, bazı ülkelerin neden gelişmiş, bazılarının ise neden hala mücadele ettiği sorusunu uluslararası gündeme taşıdı.
Gelişmenin Arka Planı
BM Genel Kurulu'nun 78. oturumunda konuşan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, ABD yaptırımlarının ülkesinin ekonomik ve sosyal kalkınmasını engellediğini belirtti. Reisi, "Adil olmayan yaptırımlar, halkımızın refahını hedef alıyor ve küresel kalkınma hedeflerine ulaşmayı imkansız kılıyor" dedi. Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ise ülkesindeki iç savaşın altyapıyı yok ettiğini ve milyonlarca insanı yerinden ettiğini vurguladı. Mikdad, "Savaş sadece binaları değil, geleceğimizi de yıkıyor" ifadesini kullandı. Kenya Devlet Başkanı William Ruto ise Afrika'nın küresel finans sisteminde adaletsizlikle karşı karşıya olduğunu, borç yükünün kalkınmayı sekteye uğrattığını söyledi. Ruto, "Afrika, kendi kaynaklarını kullanarak kalkınamıyor; çünkü uluslararası kurumlar ve eski sömürgeci güçler hala ekonomik bağımlılığı sürdürüyor" dedi.
Bu konuşmalar, BM'nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'nin (SDG) 2030'a kadar tamamlanmasının giderek zorlaştığı bir dönemde yapıldı. BM raporlarına göre, çatışmalar ve ekonomik eşitsizlikler nedeniyle birçok ülke yoksulluk, açlık ve eğitim gibi alanlarda geriye gitti. Özellikle İran, Suriye ve Kenya gibi ülkeler, dış müdahaleler, yaptırımlar ve borç krizleriyle boğuşuyor. İran, 2018'de ABD'nin tek taraflı yaptırımları sonrası ekonomik daralma yaşadı; Suriye'de 2011'den bu yana süren savaş, ülkeyi harabeye çevirdi; Kenya ise yüksek borç servisi nedeniyle sağlık ve eğitim harcamalarını kısmak zorunda kaldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gelişmiş ülkelerin kalkınma yardımları ve adil ticaret politikaları konusundaki isteksizliği, bu eşitsizliği derinleştiriyor. Batılı ülkeler, İran ve Suriye'ye yönelik yaptırımları insan hakları ihlalleri ve terörle mücadele gerekçesiyle savunurken, Kenya gibi ülkeler ise uluslararası finans kuruluşlarının dayattığı kemer sıkma politikalarından şikayetçi. BM Genel Sekreteri António Guterres, konuşmasında "küresel yönetişim sisteminin adil olmadığını" kabul ederek, Güvenlik Konseyi'nin reforme edilmesi ve uluslararası finans mimarisinin yeniden yapılandırılması çağrısında bulundu. Ancak bu çağrılar, büyük güçlerin çıkarları nedeniyle şimdiye kadar somut adıma dönüşmedi.
Uzmanlar, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurumun sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve teknolojik olduğunu belirtiyor. Çin ve Hindistan gibi ülkelerin yükselişi, bazı gelişmekte olan ülkelere umut verse de, Afrika ve Orta Doğu'da istikrarsızlık devam ediyor. Kenya gibi ülkeler, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileriyle de mücadele ederken, İran ve Suriye gibi ülkeler ise jeopolitik gerilimlerin ortasında kalkınma için kaynak bulmakta zorlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM'deki bu tartışmalarda hem gelişmekte olan ülkelerin yanında yer alarak adil bir küresel düzen çağrısı yapıyor hem de bölgesel istikrarsızlıklardan doğrudan etkileniyor. Suriye iç savaşı, Türkiye'ye milyonlarca mülteci akınına neden oldu ve sınır güvenliğini tehdit etti. İran'a uygulanan yaptırımlar ise Türkiye'nin enerji ithalatını ve ticaretini olumsuz etkiliyor. Kenya örneğinde olduğu gibi, Türkiye de zaman zaman uluslararası finans kuruluşlarının dayatmalarıyla karşılaşıyor ancak son yıllarda savunma sanayii ve tarım gibi alanlarda kendi kalkınma modelini güçlendirmeye çalışıyor. Küresel adaletsizlik vurgusu, Türkiye'nin çok kutuplu dış politika arayışlarıyla örtüşüyor.