Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, dünya genelinde doğal kaynakların sömürülmesinin çatışmaları ve eşitsizliği körüklediğini belirterek, "Daha fazla sömürü yok. Daha fazla yağma yok" dedi. Guterres, Perşembe günü Zambiya'nın başkenti Lusaka'da düzenlenen Afrika Sürdürülebilir Tedarik Zincirleri Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, maden zengini ülkelerin küresel ekonomide adil bir pay alamadığını ve yasadışı gelir akışlarının durdurulması gerektiğini ifade etti. BM'nin verilerine göre, Afrika'daki yeraltı kaynaklarının yaklaşık %30'u yasadışı yollarla kıta dışına çıkarılırken, bu durum bölgede yoksulluğu ve istikrarsızlığı artırıyor.
Arka plan: Kaynak milliyetçiliği ve küresel tedarik zincirleri
Guterres'in bu açıklamaları, özellikle yeşil enerji dönüşümü için kritik öneme sahip lityum, kobalt ve nadir toprak elementleri gibi minerallere olan talebin arttığı bir dönemde geldi. Gelişmekte olan ülkeler, doğal kaynaklarının işlenmemiş halde ihraç edilmesinden ziyade yerel katma değer yaratacak politikaları gündeme getiriyor. Öte yandan, çatışma bölgelerinde, özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi ülkelerde, kaynak kontrolü silahlı grupların finansmanında önemli bir rol oynuyor. BM Çevre Programı'nın raporuna göre, son 60 yılda yaşanan iç çatışmaların yaklaşık %40'ı doğal kaynakların kontrolüyle bağlantılı.
Bölgesel yansımalar ve küresel boyut
Guterres, küresel tedarik zincirlerinde şeffaflığın artırılması ve yolsuzluğun önlenmesi için uluslararası iş birliği çağrısında bulundu. Özellikle Afrika Boynuzu ve Sahra Altı Afrika'da, kaynak sömürüsüne bağlı toprak anlaşmazlıkları ve su kıtlığı gibi sorunların çatışmayı tetiklediği biliniyor. BM, adil ticaret mekanizmaları ve çevresel sürdürülebilirlik ilkelerinin benimsenmesi halinde, kaynak zengini ülkelerin kalkınma hamleleri yapabileceğini vurguluyor. Ancak Çin, ABD ve AB gibi büyük aktörlerin kritik mineral arz güvenliği politikaları, gelişmekte olan ülkelerin pazarlık gücünü sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Afrika ve Sahra Altı Afrika'da artan diplomatik ve ticari varlığıyla, kaynak diplomasisinde önemli bir oyuncu haline geliyor. Özellikle Somali, Sudan ve Nijer gibi ülkelerle yapılan enerji ve maden anlaşmaları, Ankara'nın bölgesel nüfuzunu artırıyor. Ancak Guterres'in eleştirdiği adaletsiz tedarik zincirleri, Türkiye'nin ithalat bağımlılığını da etkiliyor. Kritik minerallerde dışa bağımlı olan Türkiye'nin, sürdürülebilir ve etik tedarik zincirlerine yönelmesi hem enerji güvenliği hem de uluslararası prestij açısından önem taşıyor. Ayrıca, Türk savunma sanayisinin nadir toprak elementlerine olan ihtiyacı, bu konudaki küresel gelişmeleri yakından takip etmeyi gerektiriyor.