Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, uluslararası topluma önemli bir çağrıda bulunarak, göçmenler ve mülteciler konusunda 'ötekinde bir insan görmemiz ve onları insanlıktan çıkarmamamız gerektiğini' söyledi. France 24'e konuşan Türk, küresel insan hakları çerçevesini tanımlayan zorlukları ele aldığı kapsamlı röportajda, göç ve mülteci krizlerinin temelinde yatan insanlık dışı yaklaşımlara dikkat çekti.
Gelişmenin arka planı: İnsan haklarının evrensel vizyonu
Avusturya doğumlu BM yetkilisi Volker Türk, insan haklarını sadece bir dizi yasal düzenleme olarak değil, aynı zamanda barış, güvenlik ve sürdürülebilir kalkınmanın temel taşı olarak tanımladı. Röportajda, insan haklarının küresel gündemde giderek marjinalleştirildiğine vurgu yapan Türk, bunun yerine bu hakların evrensel ve bölünmez doğasının yeniden hatırlanması gerektiğini ifade etti. Özellikle mültecilere yönelik artan düşmanlık ve nefret söylemine karşı uyarıda bulunan Türk, 'Bir insanın mülteci olması onun temel haklarından vazgeçmesi anlamına gelmez. Onları sadece bir sayı, bir dosya veya bir tehdit olarak görmekten vazgeçmeliyiz' dedi.
Türk, dünya genelinde artan çatışmalar, iklim krizi ve ekonomik eşitsizlikler nedeniyle rekor seviyelere ulaşan zorunlu göç hareketlerinin, insan hakları ihlallerinin en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu belirtti. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre, dünya genelinde 2024 yılı itibarıyla 120 milyon insan savaş, şiddet ve zulüm nedeniyle yerinden edilmiş durumda. Bu rakamın büyük bir kısmını kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'nın sınavı
Volker Türk'ün açıklamaları, Avrupa ülkelerinin mülteci ve göç politikalarının yoğun tartışma konusu olduğu bir döneme denk geldi. Avrupa Birliği (AB) üyesi bazı ülkelerin sınır kontrollerini sıkılaştırması, geri itme uygulamaları ve mültecilere yönelik artan güvenlikçi söylem, insan hakları örgütleri tarafından sık sık eleştiriliyor. Türk, özellikle AB'nin yeni Göç ve İltica Paktı'nın uygulanmasına yönelik endişelerini dile getirerek, 'Göç yönetimi güvenlik odaklı değil, insan hakları odaklı olmalıdır. Sınırları kapatmak veya mültecileri caydırmak sorunu çözmez; sadece daha büyük insani krizlere yol açar' ifadelerini kullandı.
Akdeniz'de düzensiz göç nedeniyle yaşanan can kayıplarına da değinen Türk, 'Her gün onlarca insan daha iyi bir hayat umuduyla denizlerde hayatını kaybediyor. Bunu görmezden gelemeyiz. Devletlerin arama kurtarma operasyonlarını engellemesi veya sivil toplum gemilerini hedef alması kabul edilemez' dedi. Türk, aynı zamanda sığınma başvurularının değerlendirilmesinde adil ve etkili prosedürlerin kurulması gerektiğini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olarak Volker Türk'ün çağrısının tam merkezinde yer alıyor. Yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli mülteciye kapılarını açan Türkiye'nin göç yönetimi, hem Avrupa Birliği ile ilişkilerinde hem de iç politikasında önemli bir gündem maddesi. Türk'ün 'insanlık' vurgusu, Türkiye'nin kapsayıcı mülteci politikasının uluslararası alanda takdir edilmesini sağlarken, aynı zamanda artan toplumsal gerilimler ve ekonomik zorluklar karşısında sürdürülebilir politikalar geliştirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Avrupa ülkelerinin mülteci politikalarına yönelik eleştirileri de, Türkiye'nin AB ile yenilenen göç mutabakatı görüşmelerinde elini güçlendirebilir.