Güney Afrika'da binlerce kişi, ülkede yasadışı yollardan bulunan yabancıların derhal ülkeyi terk etmesi talebiyle sokaklara döküldü. Göçmenlik karşıtı grupların organize ettiği ve haftalardır duyurulan eylem günü, birçok kişinin endişelendiği gibi büyük çaplı şiddet olaylarına sahne olmadı. Polis, başkent Pretoria ve Johannesburg başta olmak üzere birçok kentte yoğun güvenlik önlemi alırken, protestoların büyük ölçüde barışçıl geçtiği bildirildi. Eylemciler, ülkedeki yüksek işsizlik oranları ve ekonomik sıkıntıların sorumlusu olarak göçmenleri göstermekte.
Protestoların arka planı ve talepler
Güney Afrika'da son yıllarda artan göçmen karşıtı söylemler, özellikle Zimbabve, Mozambik ve Somali gibi komşu ülkelerden gelen belgesiz göçmenlere yönelik tepkileri körüklüyor. Organizatörler, hükümetin sınır güvenliğini sağlayamadığını ve yabancıların iş piyasasında yerli halkı zor durumda bıraktığını iddia ediyor. Yürüyüşün yapıldığı günü "son tarih" olarak belirleyen gruplar, yetkililere yabancıları sınır dışı etme çağrısında bulundu. Ancak hükümet, anayasal hakları gerekçe göstererek kitlesel sınır dışı işlemlerine yanaşmıyor. Daha önce benzer eylemlerin şiddet olaylarına dönüştüğü ülkede, bu kez tarafların itidal çağrılarına uyması olumlu karşılandı.
Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, yaptığı açıklamada, ülkede herkesin hukuk önünde eşit olduğunu vurgulayarak, şiddet içeren protestoları kınadı. Ramaphosa, "Göçmenlik politikamızın gözden geçirilmesi gerektiğinin farkındayız, ancak bu süreç yasal ve insani çerçevede ilerlemelidir" dedi. Sivil toplum örgütleri ise göçmenlerin insan haklarının ihlal edildiğini belirterek hükümete kapsamlı bir göç politikası oluşturma çağrısı yapıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Göç krizi ve ekonomi
Güney Afrika, Afrika kıtasının en büyük ekonomilerinden biri olarak bölgesel göç dalgalarının hedefi konumunda. Komşu ülkelerdeki siyasi istikrarsızlık ve ekonomik çöküş, milyonlarca insanın daha iyi yaşam koşulları arayışıyla Güney Afrika'ya yönelmesine yol açıyor. Ancak Covid-19 sonrası dönemde yüzde 30'ları aşan işsizlik oranı, göçmen karşıtlığını artıran temel etkenlerden biri. Uzmanlar, sorunun çözümünün yalnızca sınır güvenliğiyle değil, aynı zamanda bölgesel ekonomik işbirliği ve kalkınma politikalarıyla mümkün olabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Afrika Birliği (AfB) ve Birleşmiş Milletler, Güney Afrika hükümetine yabancı düşmanlığını körükleyen söylemlerden kaçınması yönünde uyarılarda bulundu. Kitlesel sınır dışı uygulamalarının insani krize yol açabileceği vurgulanıyor.
Gana'da ise şiddetli yağışların yol açtığı sel felaketiyle mücadele sürüyor. En az 12 kişinin hayatını kaybettiği selde, arama kurtarma ekipleri kayıp kişilere ulaşmaya çalışıyor. Kenya'nın en büyük pazarı Nairobi'de çıkan yangın ise büyük maddi hasara neden oldu. Bölgesel haber akışındaki bu gelişmeler, Afrika kıtasının karşı karşıya olduğu doğal afetler ve ekonomik zorlukları bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika'nın göçmenlik sorunu, Türkiye'nin kendi göç politikaları açısından dikkatle izlenmesi gereken bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Suriye başta olmak üzere bölgesel krizler nedeniyle dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Güney Afrika'daki göçmen karşıtı protestolar, benzer ekonomik sıkıntıların yaşandığı ülkelerde sosyal gerilimlerin nasıl tırmanabileceğini göstermesi açısından önemli. Türkiye'nin düzensiz göçle mücadele ve göçmenlerin entegrasyonu konusundaki politikaları, bu tür olayların önlenmesinde kritik rol oynayabilir. Ayrıca, Ankara'nın Afrika ülkeleriyle geliştirdiği ekonomik ve diplomatik ilişkiler, kıtadaki istikrarı ve kalkınmayı destekleyerek göçün temel nedenlerine çözüm sunmayı hedeflemektedir.