Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, bu hafta Kıbrıs'a gerçekleştirdiği ziyarette, adada yarım asrı aşkın süredir devam eden ve 'donmuş çatışma' olarak nitelendirilen Kıbrıs sorununu çözmek amacıyla taraflara yeni müzakereler başlatma önerisinde bulundu. Guterres'in önerisi, 1974'teki Türk askeri müdahalesiyle pekişen ve ülkenin kuzey-güney olarak bölünmesiyle sonuçlanan bir anlaşmazlığın çözümüne yönelik en son girişim olma özelliği taşıyor. Kıbrıs Rum Kesimi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasındaki müzakereler, 2017'de İsviçre'nin Crans-Montana kentinde düzenlenen ve sonuçsuz kalan konferansın ardından kesilmişti. Guterres, adadaki iki toplumun liderlerine, müzakerelerin yeniden başlatılması için bir çerçeve sunmayı hedefliyor.
Kıbrıs Sorununun Arka Planı
Kıbrıs, 1960 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasında yetki paylaşımını öngören bir anayasa ile yönetilmeye başlandı. Ancak, bu güç paylaşımı düzeni kısa sürede tıkanmış ve 1963'te başlayan toplumlar arası çatışmalar, adada Birleşmiş Milletler barış gücünün konuşlanmasına yol açmıştı. 1974 yılında Yunanistan'da askeri cunta yönetiminin Kıbrıs'ta gerçekleştirdiği darbe girişimi üzerine Türkiye, garantörlük hakkını kullanarak adaya askeri müdahalede bulundu. Bu müdahale sonucunda ada fiilen ikiye bölündü; kuzeyde 1983'te KKTC kuruldu, ancak bu devlet yalnızca Türkiye tarafından tanınıyor. Rum yönetimi ise uluslararası alanda adanın tamamının temsilcisi olarak kabul ediliyor.
2017'deki Crans-Montana müzakereleri, taraflar arasında en yakın anlaşma ihtimalinin doğduğu anlardan biri olarak görülse de, özellikle garantörlük sistemi, toprak düzenlemeleri ve askeri varlıklar gibi konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Guterres'in şimdi yaptığı öneri, bu süreci yeniden canlandırmayı ve 'donmuş çatışma' olarak adlandırılan bu durumu sona erdirmeyi amaçlıyor. BM Genel Sekreteri, Ada'da iki toplumun liderleriyle ayrı ayrı görüştü ve her iki tarafa da yeni bir diyaloğun başlatılması çağrısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kıbrıs sorunu, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları, deniz yetki alanları ve bölgesel güç dengeleri açısından kritik bir öneme sahip. Doğu Akdeniz'de son yıllarda keşfedilen doğal gaz rezervleri, bölgedeki ülkeler arasında yeni bir rekabet alanı oluşturdu. Kıbrıs Rum Kesimi'nin tek taraflı olarak ilan ettiği münhasır ekonomik bölgede (MEB) doğalgaz arama faaliyetleri, Türkiye ile Yunanistan arasında zaman zaman gerginliğe yol açtı. Türkiye, Kıbrıs Türklerinin de haklarının korunması gerektiğini savunurken, Rum Kesimi uluslararası hukuka dayanarak adanın tamamının MEB'inin kendine ait olduğunu iddia ediyor.
Guterres'in yeni müzakere önerisi, yalnızca Kıbrıs'ın iç meselesi değil, aynı zamanda Türkiye-Yunanistan ilişkileri, AB-NATO ilişkileri ve Doğu Akdeniz'deki enerji jeopolitiği açısından da büyük önem taşıyor. Birleşmiş Milletler, onlarca yıldır süren bu sorunun çözümü için defalarca girişimde bulundu; ancak şimdiye kadar kalıcı bir çözüm sağlanamadı. Guterres'in önerisinin, taraflar arasında güven oluşturucu önlemlere odaklanarak ve adada iki toplumlu, iki kesimli federal bir yapı öngören BM parametrelerini temel alarak yeni bir ivme yaratması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye için Kıbrıs, milli güvenlik ve dış politika öncelikleri arasında yer alıyor. Türkiye, KKTC'nin egemen eşitliğinin tanınması ve Kıbrıslı Türklerin güvenliğinin garanti altına alınması gerektiğini vurguluyor. Guterres'in yeni müzakere girişimi, Türkiye'nin bu taleplerinin uluslararası platformda yeniden gündeme gelmesi açısından önemli bir fırsat olabilir. Ancak Türkiye, Rum Kesimi'nin ve Yunanistan'ın uzlaşmacı bir tutum sergilemesi halinde müzakerelere sıcak bakacağını ancak mevcut şartların değişmediği sürece taviz vermeyeceğini belirtiyor. Bu süreç, Doğu Akdeniz'deki enerji denklemi ve Türkiye-AB ilişkileri üzerinde de doğrudan etkili olabilir. Türkiye, bu girişimi, ulusal çıkarlarını gözeterek ve KKTC'nin haklarını koruyarak değerlendirecektir.