Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, İsrail'in güney Lübnan'dan derhal çekilmesi çağrısında bulundu. Açıklama, bölgede artan gerilim ve İsrail'in Lübnan topraklarındaki askeri varlığını sürdürmesi üzerine geldi. BM yetkilileri, İsrail'in eylemlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı. Çağrı, Lübnan hükümeti ve Hizbullah'ın yanı sıra uluslararası toplum tarafından da destekleniyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail, 2006 yılındaki Lübnan Savaşı'nın ardından BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı uyarınca güney Lübnan'dan çekilmişti. Ancak son yıllarda İsrail güçleri, Hizbullah'a yönelik operasyonlar kapsamında bölgede varlığını artırdı. Özellikle 2023 Ekim ayından bu yana Gazze'deki çatışmaların bölgeye yayılmasıyla İsrail-Lübnan sınırında çatışmalar yoğunlaştı. İsrail, Lübnan topraklarında düzenlediği hava saldırıları ve sınır ötesi operasyonlarla Hizbullah hedeflerini vurduğunu iddia ediyor. Lübnan ise bu eylemleri egemenliğine tecavüz olarak nitelendiriyor.
BM Genel Sekreteri'nin çağrısı, İsrail'in son dönemdeki askeri faaliyetlerine yönelik en üst düzey uluslararası tepki olarak öne çıkıyor. BM yetkilileri, İsrail'in 1701 sayılı karara uymasını ve Lübnan'ın egemenliğine saygı göstermesini talep ediyor. Karar, İsrail'in çekilmesini ve Lübnan'da sadece Lübnan ordusu ve BM barış gücü UNIFIL'in bulunmasını öngörüyor. Ancak İsrail, Hizbullah'ın silahlı varlığını gerekçe göstererek çekilme çağrılarını reddediyor.
Lübnan hükümeti, BM çağrısını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Başbakan Necib Mikati, uluslararası toplumu İsrail'e baskı yapmaya davet etti. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise İsrail'in çekilmemesi durumunda direnişin devam edeceğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BM Genel Sekreteri'nin çağrısı, Orta Doğu'da artan tansiyonun bir yansıması. İsrail'in güney Lübnan'daki varlığı, bölgesel aktörler arasında çatışma riskini artırıyor. İran, Hizbullah'ın en büyük destekçisi olarak İsrail'in çekilmemesi durumunda müdahale edebileceği sinyalini verdi. ABD ise İsrail'in güvenlik endişelerini anlayışla karşılamakla birlikte, gerilimin düşürülmesi için diplomatik çaba harcıyor.
Avrupa Birliği ve Rusya da BM çağrısına destek verdi. Fransa, eski sömürgeci güç olarak Lübnan'da özel bir role sahip ve çözüm için arabuluculuk yapıyor. Çin ise bölgede artan etkisini kullanarak taraflar arasında denge politikası izliyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı, 2006 savaşını sona erdiren ateşkesin temelini oluşturuyor. Karar, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını ve bölgeye Lübnan ordusu ile UNIFIL'in konuşlandırılmasını öngörüyor. Ancak yıllar içinde kararın uygulanması kısmi kaldı; Hizbullah silahlı varlığını korudu, İsrail ise ihlallerini sürdürdü.
Son gelişmeler, Gazze savaşının bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. İsrail'in kuzey sınırında Hizbullah ile yaşadığı çatışmalar, Lübnan'ı da içine çekebilir. BM çağrısı, bu riski azaltmaya yönelik bir adım olarak görülüyor ancak tarafların kararlılığı belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında. Suriye sınırındaki gelişmeler ve mülteci akını riski, Ankara'nın güvenlik endişelerini artırıyor. Türkiye, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesi çağrısını destekleyerek bölgesel barışın sağlanmasını istiyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji dengeleri ve İsrail ile yaşanan gerilim, Türkiye'nin tutumunu etkiliyor. BM çağrısı, Türkiye'nin uluslararası hukuka verdiği önemi teyit ediyor ve bölgesel arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ancak İsrail'in çekilmemesi durumunda Türkiye'nin daha aktif bir diplomasi izlemesi bekleniyor.