Birleşmiş Milletler (BM) Perşembe günü yaptığı açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının "kayıtlara geçen herhangi bir yıldan daha yüksek" bir hızda gerçekleştiğini ve günde ortalama altı olayın can kaybı veya mal hasarına yol açtığını bildirdi. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine dayandırılan açıklamada, 2025'in ilk iki ayında 350'den fazla saldırı kaydedildiği belirtildi. Bu saldırıların çoğunluğunun ateşli silah kullanımı, taş atma ve araçlarla ezme gibi şiddet eylemlerini içerdiği; ayrıca Filistinlilere ait zeytin ağaçlarının sökülmesi, tarlaların yakılması ve hayvanların çalınması gibi ekonomik hedefli saldırılar da rapor edildi. BM yetkilileri, uluslararası hukuka aykırı bu eylemlerin durdurulması için İsrail'in sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı: Artan şiddet ve yasal koruma eksikliği
OCHA raporuna göre, 2023 Ekim'inden bu yana Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti belirgin bir artış gösterdi. 2024 yılı boyunca kaydedilen 1.850'den fazla olay, önceki yıllara göre üç kattan fazla bir artışı temsil ediyor. Bu saldırıların büyük kısmı, mayınlı tarlalar, askeri bölgeler ve yasadışı yerleşim yerleri gibi Filistinlilerin erişiminin kısıtlı olduğu alanlarda meydana geliyor. BM, İsrail güvenlik güçlerinin çoğu durumda müdahale etmediğini, hatta bazı olaylarda yerleşimcilere eşlik ettiğini veya destek verdiğini belirtiyor. Uluslararası Adalet Divanı (UAD) 2024'te işgalin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiş olsa da, İsrail'in yerleşim politikası devam ediyor. Batı Şeria'da yaklaşık 700.000 İsrailli yerleşimci yaşarken, bu sayı her geçen yıl artıyor. Filistinli çiftçiler, özellikle hasat mevsiminde zeytin ağaçlarına yönelik saldırılar nedeniyle büyük ekonomik kayıplar yaşıyor. Geçtiğimiz ay sadece Nablus ve Hebron çevresinde 500'den fazla zeytin ağacı söküldü.
Bölgesel ve küresel boyut: Uluslararası toplumun sessizliği
Batı Şeria'daki şiddet, Gazze'de devam eden savaşın gölgesinde uluslararası toplumun daha az dikkatini çekiyor. ABD ve Avrupa Birliği, yerleşimci şiddetini kınayan açıklamalar yapsa da, somut yaptırımlar uygulamıyor. BM Güvenlik Konseyi'nde bu konuda bir karar çıkması, ABD'nin vetosu nedeniyle mümkün olmuyor. Bu durum, İsrail'in uluslararası hukuka uymamasını cesaretlendiriyor. Komşu ülkeler Ürdün ve Mısır, Batı Şeria'daki gelişmeleri yakından takip ederken, Filistin Yönetimi'nin otoritesi giderek zayıflıyor. İsrail'in 1967 sınırlarına dayalı iki devletli çözümü reddetmesi, bölgede kalıcı bir barışın önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı, konuyu düzenli olarak gündeme getirse de, etkili bir adım atılamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'daki bu artan şiddet, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, işgal altındaki topraklardaki yasa dışı yerleşimleri ve yerleşimci saldırılarını defalarca kınamış, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırmıştır. Bu gelişme, Türkiye'nin BM nezdinde yürüttüğü diplomasinin haklılığını teyit ederken, aynı zamanda bölgede istikrarsızlığın derinleşmesine yol açmaktadır. Türkiye, Filistin Yönetimi ile yakın ilişkilerini sürdürmekte ve insani yardım faaliyetlerine devam etmektedir. Ancak bu tür olaylar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki jeopolitik dengeleri de etkileyebilecek bir güvenlik riski oluşturmaktadır. Özellikle mülteci akınları ve radikalizmin yayılması gibi sonuçlar, Türkiye'nin güvenliğini dolaylı olarak tehdit edebilir.