CENEVRE (AA) - Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) 11 Haziran 2025 tarihli yıllık raporuna göre, küresel çapta çatışma ve zulüm nedeniyle yerinden edilen kişi sayısı 2025 yılında on yıl aradan sonra ilk kez düşüş gösterdi. Ancak rapor, uzun süreli mülteci durumlarıyla karşı karşıya kalanların sayısının endişe verici seviyelerde olduğuna dikkat çekiyor. UNHCR'nin Perşembe günü yayımladığı rapor, küresel mülteci krizinin yapısal sorunlarının çözülmediğini ve geçici koruma statülerinin kalıcı çözümlere dönüştürülmesi gerektiğini vurguluyor.
Gelişmenin arka planı: Azalan sayılar, derinleşen sorunlar
UNHCR raporuna göre, 2025 yılı boyunca dünya genelinde yeni yerinden edilme vakaları bir önceki yıla kıyasla yüzde 12 oranında azaldı. Bu düşüş, 2015'ten bu yana sürekli artış eğiliminde olan yerinden edilme verilerinde görülen ilk negatif trend olarak kaydedildi. Rapordaki verilere göre, 2025 sonu itibarıyla toplam yerinden edilmiş kişi sayısı yaklaşık 105 milyona geriledi. 2024 yılında bu rakam yaklaşık 120 milyon seviyesindeydi. Azalmanın başlıca nedenleri arasında, bazı bölgelerde çatışmaların sona ermesi veya ateşkes anlaşmalarının etkili olması, insani yardım koridorlarının daha verimli çalışması ve evlerine dönen mülteci sayısındaki artış olarak sıralandı. Ancak UNHCR, bu iyimser tablonun gölgesinde, uzun süreli mülteci durumlarının kritik boyutlara ulaştığını belirtiyor. Dünya genelinde mültecilerin yaklaşık yüzde 70'i beş yıldan uzun süredir evlerinden uzakta yaşıyor. Özellikle Suriyeli mültecilerin yüzde 80'inin, on yılı aşkın bir süredir sürgünde olduğu ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yapısal çözümler hâlâ eksik
UNHCR raporunda, mülteci krizinin sadece sayılardan ibaret olmadığı, aynı zamanda bu kişilerin ait oldukları ülkelere dönüş, yerel entegrasyon veya üçüncü ülkeye yerleştirme gibi kalıcı çözümlere erişemedikleri vurgulanıyor. 2025 yılında sadece 250 bin mültecinin gönüllü geri dönüş yaptığı, bu rakamın 2024'e göre yüzde 5 artış göstermesine rağmen ihtiyacın çok altında olduğu belirtiliyor. Ayrıca, mültecilerin yaklaşık üçte ikisine ev sahipliği yapan kriz bölgeleri gelişmekte olan ülkelerin sırtındaki yük giderek artıyor. Raporda, dünya genelinde yerinden edilmiş kişilerin yüzde 72'sinin sadece beş ülkede (Afganistan, Suriye, Ukrayna, Venezuela ve Somali) yoğunlaştığına dikkat çekiliyor. Suriye'deki durum hâlâ en büyük mülteci krizi olarak kaydedilirken, Ukrayna'daki savaşın ardından Avrupa'ya yönelen mülteci akını da azalmasına rağmen devam ediyor. Afganistan'da Taliban yönetimi altında insan hakları ihlallerinin sürmesi, yeni yerinden edilmelerin önünü açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, üzerinde taşıdığı yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli mülteciyle dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda bulunuyor. UNHCR raporundaki olumlu sinyaller, Suriyelilerin gönüllü geri dönüşüne yönelik umutları artırsa da geri dönüşlerin henüz sınırlı kalması, Türkiye'nin uzun vadeli entegrasyon politikalarına devam etmesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye'nin bölgesel istikrar için oynadığı kritik rol, mülteci yükünün adil paylaşımı konusunda uluslararası toplumdan daha fazla destek arayışını haklı kılıyor. Ayrıca, Afganistan gibi kriz bölgelerinden yeni bir mülteci dalgası olasılığı, Türkiye'nin sınır güvenliği ve dış politikasında dikkatli olmasını gerektiriyor.