Eski ABD Başkanı Donald Trump, gümrük tarifelerini diriltme konusunda usta bir isim olarak tanınıyor; ancak bu tarifelerin amaçladığı hedeflere ulaşması çok daha zor görünüyor. 2018’de başlattığı ticaret savaşları, bugün küresel ticaretin dokusunu hâlâ etkiliyor. Trump’ın “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” sloganıyla özdeşleşen korumacı politikaları, seçim vaatlerinin ötesinde ekonomik milliyetçiliğin sembolü hâline geldi. Ancak uzmanlar, Çin ve Avrupa Birliği gibi büyük ekonomilerin misilleme tarifeleriyle karşılık vermesi sonucu tarifelerin beklenen iş kaybı azaltma ve yerli üretimi canlandırma etkilerini göstermediğini vurguluyor.
Tarifelerin Ekonomik ve Siyasi Arka Planı
Tarifeler, ithal ürünlere uygulanan vergilerdir ve yerli üreticileri koruyarak yerli istihdamı artırmayı hedefle. Ancak geçen yıllar gösterdi ki, bu politikalar tüketici fiyatlarını yükseltiyor, tedarik zincirlerini bozuyor ve küresel ticarette belirsizlik yaratıyor. Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) kurallarına aykırılık teşkil eden birçok tarife, ülkeler arasında hukuki anlaşmazlıklara yol açtı. Özellikle çelik ve alüminyum sektörlerinde uygulanan ek vergiler, hem müttefik ülkeleri hem de rakipleri kızdırdı. ABD’nin Çin’e yönelik teknoloji yaptırımları ve yüksek tarifeleri, Huawei ve TikTok gibi şirketleri hedef alarak jeopolitik bir boyut kazandırdı.
Buna ek olarak, tarifelerin iş dünyasına maliyeti de ciddi boyutlarda. Amerikan Ulusal İşletmeler Birliği’ne göre, tarifeler yüzünden yerli şirketler yaklaşık 1.7 milyon iş kaybı yaşadı ve tüketiciler yıllık ortalama 800 dolar daha fazla harcamak zorunda kaldı. Trump yönetimi, tarifeleri ulusal güvenlik gerekçesiyle savunurken, eleştirmenler bunun aslında bir ticaret savaşı örtüsü olduğunu iddia etti. Biden yönetimi ise tarifeleri kaldırmak yerine belirli ürünlerde geçici muafiyetler tanıyarak mevcut politikaların devamını sağladı.
Küresel Ticaret Savaşları ve Güncel Etkiler
2023 ve 2024 yıllarında ticaret savaşlarının etkileri, küresel ekonomik büyümeyi yavaşlattı ve belirsizlikleri artırdı. Uluslararası Para Fonu (IMF), ticaret politikası belirsizliklerinin küresel büyümede yaklaşık 0.8 puanlık bir düşüşe neden olduğunu tahmin ediyor. Avrupa Birliği, ABD’nin tarifelerine karşı misilleme olarak Kentucky burbonu, Harley-Davidson motosikletleri ve çeşitli tarım ürünlerine ek vergiler getirdi. Çin ise soya fasulyesi, otomobil ve enerji ürünlerine yönelik misillemelerle karşılık verdi. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesine ve şirketlerin üretimlerini başka ülkelere taşımasına neden oldu. “China+1” stratejisi olarak bilinen bu eğilim, Vietnam, Meksika ve Hindistan gibi ülkelerde üretim altyapısının gelişmesini hızlandırdı.
Öte yandan, tarifelerin siyasi saikleri de dikkat çekici. Trump’ın tarifeleri, hem iç pazarı koruyarak hem de Çin’e karşı sert görünerek seçmen tabanını genişletmeyi amaçladı. Ancak bu yaklaşım, ABD’nin müttefikleriyle ilişkilerini gerdi; özellikle Avrupa Birliği ve Kanada ile yaşanan gerginlikler, Batı ittifakının dayanışmasını zedeledi. Yine de, yapılan anketler tarifelerin bazı Amerikalılar arasında hâlâ popüler olduğunu; fakat etkilerinin sanıldığı gibi olumlu olmadığını ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler Türkiye’yi doğrudan etkilemese de, küresel ticaret savaşları Türkiye için hem fırsat hem risk barındırıyor. ABD-Çin ticaret çatışması, Türkiye’nin ihracat pazarlarını çeşitlendirmesi için bir pencere açabilir; özellikle otomotiv, tekstil ve makine sektörlerinde üretim üssü olarak öne çıkabilir. Ancak tarifeler nedeniyle küresel tedarik zincirlerinde yaşanan yeniden yapılanma, Türkiye’nin rekabet gücünü etkileyebilir. Ayrıca, ABD’nin çelik ve alüminyuma uyguladığı ek vergiler, Türk çelik sektörünü olumsuz etkilemişti; bu durum, dış politikada ABD ile yaşanan gerginliklerin ekonomik sonuçları olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin tarifelere karşı esnek bir üretim yapısı ve güçlü ticaret anlaşmalarına ihtiyacı var; aksi takdirde korumacı dalgalardan olumsuz etkilenme riski sürüyor.