İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ABD ve İsrail'in geçici barış anlaşmasını tam olarak uygulamaması durumunda Tahran'ın sert bir yanıt vereceği uyarısında bulundu. Galibaf'ın açıklaması, İran'ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in cenaze törenine hazırlandığı bir döneme denk geldi. Galibaf, devlet televizyonunda yaptığı konuşmada, 'Anlaşmaların tam olarak uygulanmasını güçlü bir şekilde talep ediyoruz. ABD ve Siyonist rejim anlaşmayı ihlal ederse, İran'ın karşılığı kaçınılmaz olacaktır' ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Tahran ile Washington arasında varılan ve nükleer program ile yaptırımların hafifletilmesini içeren geçici anlaşmanın uygulanmasına ilişkin tırmanan gerilimi yansıtıyor.
Anlaşmanın arka planı ve kapsamı
İran ve ABD arasında varılan geçici anlaşma, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlaması karşılığında bazı ekonomik yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor. Anlaşma, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak çekilmesiyle çökmesinin ardından, dolaylı müzakereler sonucunda bu yılın başlarında imzalandı. Ancak anlaşmanın uygulanması, İran'ın nükleer tesislerine yönelik Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerinin kapsamı ve ABD yaptırımlarının ne ölçüde kaldırılacağı konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle sekteye uğradı. Galibaf'ın açıklaması, İran'ın anlaşmanın tam olarak uygulanması konusundaki kararlılığını ve olası ihlallere karşı misilleme yapma niyetini ortaya koyuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın bu sert çıkışı, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesine yol açabilir. ABD ve İsrail, İran'ın nükleer programa ilişkin niyetlerine şüpheyle yaklaşırken, Tahran'ın son uyarısı, anlaşmanın uygulanmasının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamalarda İran'ın nükleer silah elde etmesine izin verilmeyeceğini ve gerekirse askeri seçeneklerin masada olduğunu belirtmişti. İran'ın yeni cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ise, nükleer programın barışçıl olduğunu ve ülkenin savunma kapasitesini artırmak için çalıştıklarını vurguluyor. Bu anlaşmazlık, Körfez ülkeleri ve bölgesel aktörler arasında endişeye neden oluyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın nükleer programının olası bir silahlanma yarışını tetiklemesinden çekiniyor. Öte yandan, Rusya ve Çin, anlaşmanın korunmasından yana tavır alırken, ABD'nin yaptırımlarını eleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki bu gerilim, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir bölgesel kriz potansiyeli taşıyor. Türkiye, İran ile enerji ticareti ve sınır güvenliği konularında yakın ilişki içinde. Anlaşmanın bozulması, İran'a yönelik yaptırımların artmasına ve Türkiye'nin doğalgaz ithalatını olumsuz etkilemesine yol açabilir. Ayrıca, İran'ın olası bir misillemesi, Suriye ve Irak'taki Türk çıkarlarını tehdit edebilir. Türkiye, hem ABD hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutarak, bölgesel istikrarın korunması için arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ancak, mevcut durumda Ankara'nın temel önceliği, kendi güvenliğini ve enerji arzını garanti altına almak olacaktır.