ABD'de Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde, bir grup beyaz Demokrat papaz dikkat çeken bir mesajla sahneye çıktı: Cumhuriyetçiler, İsa'yı siyasi kazanç için gasp etti ve biz buna izin vermeyeceğiz. On yıllardır süregelen bir klişe, Cumhuriyetçilerin Hristiyan pazarını domine ettiği yönündeydi – en azından seçim dönemlerinde. Ancak bu yıl, beyaz Demokrat papazlar bu algıyı kırmak için organize oluyor. Özellikle Hristiyan milliyetçiliği olarak adlandırılan ve eski Başkan Donald Trump'ın söylemleriyle güçlenen akıma karşı, dini söylemi geri kazanmayı hedefliyorlar.
Papazların Hedefi: Hristiyan Milliyetçiliğine Dur Demek
Söz konusu papazlar, Trump'ın 2016 ve 2020 seçimlerinde beyaz evanjeliklerden aldığı güçlü desteği hedef alıyor. Trump, görev süresi boyunca kendisini 'ulusal papaz' gibi konumlandırarak dini sembolleri siyasi araç olarak kullanmıştı. Demokrat papazlar ise bunun ‘Hristiyanlığın çarpıtılması’ olduğunu savunuyor. Örgütlü bir şekilde, vaazlarında ve kamusal görünümlerinde ‘İsa'nın gerçek öğretilerinin’ kapsayıcılık, adalet ve yoksullara yardım olduğunu vurguluyorlar. Bu strateji, Cumhuriyetçilerin muhafazakar dini tabanında çatlak yaratmak ve ılımlı seçmenleri etkilemek üzerine kurulu.
Papazların çabaları sadece söylemle sınırlı değil. Birçoğu, Trump yanlısı vaizlere karşı ‘doğruluk kontrolü’ yaparak yanlış bilgileri düzeltmek için sosyal medya kampanyaları yürütüyor. Ayrıca, Hristiyan ulusalcıların okullarda, kütüphanelerde ve yerel yönetimlerde etkisini artırmasına karşı yerel düzeyde aktivizmi teşvik ediyorlar. Bu durum, seküler ile dini kesimler arasındaki kutuplaşmayı daha da derinleştirirken, Demokrat Parti'nin ‘din dili’ kullanma konusundaki geleneksel çekingenliğini de kırma potansiyeli taşıyor.
Seçimlerin Küresel Yansımaları
ABD'deki bu dini-siyasi çekişme, sadece iç siyaseti değil, uluslararası dengeleri de etkileyebilir. Beyaz Saray'ın kontrolü şu anda Demokratlar'da olsa da, Senato ve Temsilciler Meclisi'ndeki güç dengesi, Biden yönetiminin ikinci yarısının gidişatını belirleyecek. Trump'ın gölgesindeki Cumhuriyetçilerin Kongre'de üstünlük sağlaması, Ukrayna'ya yardım, İran nükleer anlaşması ve Çin'e karşı ticaret politikaları gibi konularda keskin bir dönüşe yol açabilir. Diğer yandan, Hristiyan milliyetçiliğinin yükselişi, Avrupa'daki popülist sağ hareketlere de ilham veriyor. Örneğin Macaristan ve Polonya'da dini milliyetçi söylemler, demokratik kurumları zayıflatma ve azınlık haklarını kısıtlama eğilimini güçlendiriyor. Bu nedenle, ABD ara seçimlerinin sonucu, küresel çapta dini milliyetçilik dalgasının seyri açısından da belirleyici olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin ABD ile ilişkileri ve küresel siyasi trendler açısından önemli ipuçları içeriyor. ABD'de Hristiyan milliyetçiliğinin güçlenmesi, Türkiye'nin terör örgütleriyle mücadelesi ve Doğu Akdeniz politikaları konusunda Kongre'deki Cumhuriyetçi baskıyı artırabilir. Özellikle Ermeni iddiaları, F-35 programı ve Yunanistan'a destek gibi konularda, dini milliyetçi grupların etkisiyle Türkiye karşıtı yasa tasarıları daha kolay geçebilir. Öte yandan, Demokrat papazların etkisinin artması, Biden yönetiminin çok taraflı diplomasiye ve insan haklarına verdiği önemi pekiştirebilir. Türkiye, bu dinamikleri yakından takip ederek, ABD'deki dini-siyasi dalgalanmanın ikili ilişkilere yansımalarını hesaplamalı; Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz'deki angajmanlarını buna göre şekillendirmelidir.