ABD'de benzin fiyatları, bir süredir düşüş eğilimindeyken yeniden yükselişe geçti ve bu durum, Cumhuriyetçilerin Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde enflasyonu kendi lehlerine çevirme umutlarını sekteye uğratıyor. Özellikle Başkan Trump'ın İran nükleer anlaşmasından çekilme kararının ardından petrol piyasalarında yaşanan belirsizlik, akaryakıt fiyatlarına doğrudan yansıyor. Cumhuriyetçiler, yaz aylarında düşen fiyatlar sayesinde nefes almışken, son haftalarda yaşanan yüzde 10'a varan artış, seçim propagandasını altüst etti.
İran anlaşmasının çöküşü ve petrol piyasaları
Başkan Trump'ın Mayıs 2018'de İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmesi ve Tahran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koyması, küresel petrol arzında önemli bir kesintiye neden oldu. İran, günlük yaklaşık 2,5 milyon varil petrol ihraç ederken, yaptırımların sıkılaşmasıyla bu rakam 1 milyon varilin altına düştü. Piyasalar, bu arz kaybını telafi edecek ülkelerin (Suudi Arabistan, Rusya, ABD) yeterince hızlı artış sağlayamayacağı endişesiyle yükseliş eğilimi gösterdi. Brent petrolün varil fiyatı Ekim başında 85 doların üzerine çıkarak dört yılın zirvesini gördü. Bu yükseliş, ABD'de benzin fiyatlarına ortalama galon başına 2,90 dolara kadar yansıdı.
Cumhuriyetçiler, birkaç ay önce düşen fiyatlarla seçmenin cebini rahatlatmayı ve ekonomik iyileşme mesajı vermeyi umarken, son artışla birlikte bu avantajı kaybetti. Analistler, yaptırımların Kasım ayına kadar petrol fiyatlarını yukarıda tutacağını ve seçim günü geldiğinde benzin fiyatlarının daha da yüksek olabileceğini öngörüyor. Bu durum, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi ve Senato'da çoğunluğu koruma şansını zayıflatıyor.
Enflasyon seçmenin en büyük derdi
Anketler, Amerikan seçmenleri için en önemli sorunun yüksek enflasyon olduğunu gösteriyor. Gıda, enerji ve konut fiyatlarındaki artış, özellikle dar gelirli aileleri zorluyor. Cumhuriyetçiler, enflasyonun sorumlusu olarak Başkan Biden ve Demokratların harcama politikalarını işaret ediyordu. Ancak benzin fiyatlarının tekrar yükselmesi, kendi iç dinamikleri nedeniyle bu argümanı zayıflatıyor. Çünkü fiyat artışı tamamen dış politika ve küresel arz kaynaklı; Beyaz Saray'ın doğrudan kontrol edebileceği bir alan değil. Buna rağmen, seçmenler, iktidar partisi olarak Cumhuriyetçileri ekonomik sorunlardan sorumlu tutma eğiliminde.
Stratejistler, Demokratların bu artışı Cumhuriyetçilerin enerji politikalarına karşı bir silah olarak kullanabileceğini belirtiyor. Özellikle temiz enerji yatırımlarının azlığı ve büyük petrol şirketlerine verilen vergi indirimleri, Demokratlar tarafından sıkça eleştiriliyor. Seçimlere sayılı günler kala, benzin fiyatlarındaki her bir sentlik artış, oy tablolarında önemli değişimlere yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye için de önemli sinyaller taşıyor. Türkiye, artan petrol fiyatlarından doğrudan etkileniyor; çünkü enerji ithalatı cari açığın temel kaynağı. Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin enerji faturasını kabartırken, döviz kuru üzerinde de baskı yaratıyor. Ayrıca, İran yaptırımlarının sıkılaşması, Türkiye'nin Tahran ile olan doğalgaz ve petrol ticaretini zorlaştırabilir. ABD'nin kendi iç siyaseti nedeniyle enerji arzını çeşitlendirme çabalarının yavaşlaması, küresel petrol piyasalarındaki fiyat istikrarsızlığını artırarak Türkiye gibi net ithalatçı ülkeleri olumsuz etkileyebilir.