İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa avlusuna yeniden girdi. İsrail polisinin koruması altında gerçekleşen ziyaret, Filistinliler ve uluslararası toplum tarafından provokasyon olarak değerlendiriliyor. Ben Gvir'in bu tür ziyaretleri sıklaştırması, bölgede zaten kırılgan olan ateşkes ve istikrar ortamını tehdit ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Itamar Ben Gvir, İsrail'in en sağcı koalisyon hükümetinde Ulusal Güvenlik Bakanı olarak görev yapıyor. Daha önce de birçok kez Mescid-i Aksa'ya girdiği bilinen Ben Gvir, bu ziyaretleriyle Filistinlilerin ve Müslüman dünyasının tepkisini çekiyor. Mescid-i Aksa, Müslümanlar için kutsal bir mekân olup, Yahudiler tarafından da kutsal sayılıyor. Ancak uluslararası hukuka göre işgal altındaki Doğu Kudüs'te yer alan bu alanın statüsü, 1967'den bu yana tartışmalı. İsrail, 1980'de Doğu Kudüs'ü ilhak ettiğini ilan etmiş, ancak bu ilhak uluslararası toplum tarafından tanınmıyor. Mescid-i Aksa'nın bulunduğu Harem-i Şerif bölgesi, üç semavi din için de kutsal kabul ediliyor. Yahudi yerleşimci grupların ve aşırı sağcı siyasetçilerin buraya yönelik ziyaretleri, genellikle Filistinlilerle çatışmalara ve bölgesel gerilime yol açıyor. Ben Gvir'in son ziyareti, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ardından kırılgan bir ateşkesin hüküm sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. Ayrıca, İsrail'de erken seçim tartışmaları ve koalisyon içi çekişmeler de yaşanıyor. Ben Gvir, bu tür provokatif eylemlerle kendi tabanını konsolide etmeyi ve siyasi pozisyonunu güçlendirmeyi hedefliyor olabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mescid-i Aksa'ya yönelik bu tür ihlaller, sadece Filistin-İsrail çatışmasını değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyecek potansiyele sahip. Ürdün, Mescid-i Aksa'nın statükosunun korunmasından sorumlu ülke olarak, bu tür ziyaretleri derhal kınıyor. Türkiye, Malezya, Endonezya gibi ülkeler de tepki gösteriyor. Son yıllarda İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile normalleşme süreci yaşanmıştı; ancak bu tür provokasyonlar, bu süreci baltalayabilir. ABD yönetimi, geleneksel olarak Mescid-i Aksa'nın statükosunun korunması çağrısı yapıyor, ancak İsrail'in aşırı sağcı hükümetine yönelik eleştiriler sınırlı kalıyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlar, taraflara itidal çağrısı yapıyor. Ben Gvir'in ziyareti, Filistin yönetimi tarafından 'savaş ilanı' olarak nitelendirilebilir ve yeni bir intifada riskini artırabilir. Ayrıca, Hamas ve diğer direniş grupları, bu tür eylemleri misilleme gerekçesi olarak kullanabilir. Bölgede artan tansiyon, enerji fiyatlarını ve küresel piyasaları da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Mescid-i Aksa'nın statükosunun korunmasına büyük önem veriyor ve Filistin davasını destekliyor. Ben Gvir'in provokatif ziyareti, Türkiye'nin bölgedeki barış ve istikrar çağrılarını güçlendiriyor. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde olmakla birlikte, bu tür ihlallere karşı sert tepki gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte Ben Gvir'i 'terörist' olarak nitelendirmişti. Bu gelişme, Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM nezdinde girişimlerini artırmasına yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü zayıflayabilir. Ekonomik açıdan, Doğu Akdeniz'deki gerilim, enerji projelerini ve ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Filistinlilerin haklarını savunmaya devam edeceğini vurgulayarak, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırabilir.