İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Gazze Şeridi'ndeki yaklaşık 2 milyon Filistinlinin zorla yerinden edilmesine yönelik bir planı kamuoyuna açıkladı. Ben-Gvir, planı "gerçekçi" ve "somut" olarak nitelendirirken, uluslarlararası hukuk uzmanları bu tür bir zorunlu göçün Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı olduğunu ve savaş suçu teşkil edebileceğini belirtiyor.
Planın Detayları ve Uluslararası Tepkiler
Ben-Gvir'in açıkladığı plan, Gazze'deki Filistinli nüfusun tamamının bölgeden çıkarılmasını ve bu kişilerin başka ülkelere yerleştirilmesini öngörüyor. Bu tür bir eylem, 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve Roma Statüsü kapsamında "zorla nüfus transferi" olarak tanımlanıyor ve savaş suçu sayılıyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, planı derhal kınayarak, bunun etnik temizlik anlamına geldiğini vurguladı.
Filistin yönetimi, planı "soykırımın yeni bir aşaması" olarak değerlendirdi ve uluslararası toplumu acil önlem almaya çağırdı. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, Filistinlilerin kendi topraklarına zorla yerleştirilmesine kesinlikle karşı olduklarını bildirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, "Gazze'den Filistinlilerin zorla çıkarılmasını desteklemiyoruz" ifadesini kullandı, ancak net bir yaptırım tehdidinde bulunmadı.
Ben-Gvir, planın "gönüllü göç" çerçevesinde olduğunu iddia etse de, Gazze'deki mevcut koşullar altında bu tanımın gerçekçi olmadığı belirtiliyor. Bölgede devam eden çatışmalar, altyapı yıkımı ve insani kriz nedeniyle Filistinlilerin büyük çoğunluğu yerinden edilmiş durumda. BM verilerine göre, Gazze nüfusunun %85'i zaten iç göçmen konumunda.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bu gelişme, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan istikrarı daha da bozabilir. İsrail'in aşırı sağcı koalisyon hükümeti içinde Ben-Gvir'in açıklamaları, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ılımlı görüntüsünü gölgeleyerek, uluslararası müzakerelerde İsrail'in elini zayıflatıyor. Avrupa Birliği, planı "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve İsrail'e yönelik yaptırım tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Mısır, Gazze'den Filistinlilerin Sina Yarımadası'na yerleştirilmesine şiddetle karşı çıkıyor ve bu tür bir planın bölgesel güvenliği tehdit edeceğini savunuyor. Ürdün de benzer endişeleri dile getirerek, Filistin meselesinin çözümü olmadan bölgede kalıcı barışın sağlanamayacağını vurguluyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri ise normalleşme sürecini askıya alma sinyali verdi.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcılığı, Ben-Gvir'in açıklamalarını inceleyerek, olası bir savaş suçu soruşturması başlatabilir. Daha önce UCM, İsrail'in Gazze'deki eylemlerine ilişkin ön inceleme başlatmıştı. Bu plan, soruşturmanın kapsamını genişletebilir ve İsrailli yetkililer hakkında tutuklama emri çıkarılmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel olarak Filistinlilerin haklarını savunan bir tutum sergilemiş ve iki devletli çözümü desteklemiştir. Ben-Gvir'in planı, Türkiye'nin bölgedeki barış ve istikrar çabalarını doğrudan tehdit etmektedir. Türkiye, bu tür bir zorla yerinden etme girişimini uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendirerek, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM nezdinde girişimlerde bulunabilir. Ayrıca, planın hayata geçmesi halinde Türkiye'ye yönelik yeni bir mülteci dalgası riski doğabilir; bu da ekonomik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlar yaratır. Türkiye'nin bölgesel denge politikası, Mısır ve Ürdün ile koordineli bir şekilde bu plana karşı çıkmayı gerektirmektedir.