İsrail'in eski Dışişleri Bakanı ve Camp David zirvesinin baş müzakerecisi Profesör Shlomo Ben-Ami, mevcut koşullar altında iki devletli bir çözümün uygulanmasının gerçekçi bir olasılığı olmadığını belirterek, İsrail'in fiilen ayrımcı ve ırkçı politikalar uygulayan bir “iki uluslu devlet” olarak faaliyet gösterdiğini savundu. Ben-Ami, İsrail'in apartheid benzeri bir rejim altında yaşadığını ifade etti.
İki devletli çözüm neden imkansız hale geldi?
Ben-Ami'nin açıklamaları, İsrail-Filistin çatışmasının geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Eski bakan, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimlerinin genişlemesi, Filistin topraklarının parçalanması ve İsrail'in uyguladığı politikalar nedeniyle iki devletli çözümün artık hayata geçirilemez olduğunu vurguladı. Ona göre, İsrail bugün fiilen tek bir devlet yapısı içinde iki halkı barındırıyor ancak bu yapıda Filistinliler sistematik ayrımcılığa maruz kalıyor.
Ben-Ami, “İsrail apartheid uyguluyor” diyerek, uluslararası hukukta suç olarak tanımlanan bu uygulamanın İsrail'in demokratik kimliğiyle bağdaşmadığını söyledi. Camp David zirvesinde İsrail'in baş müzakerecisi olarak görev yapmış bir ismin bu sözleri, İsrail içinde de tartışma yaratabilir. Ben-Ami, uzun yıllar İsrail solunda yer almış ve iki devletli çözümü savunmuş bir isim olarak biliniyor. Ancak son açıklamaları, artık bu çözümün gerçekçi olmadığını kabul ettiğini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'in eski üst düzey bir diplomatının bu tür açıklamaları, uluslararası alanda yankı uyandırabilir. Özellikle ABD ve Avrupa ülkeleri, iki devletli çözümü İsrail-Filistin çatışmasının tek kalıcı çözümü olarak görüyor. Ancak Ben-Ami gibi deneyimli bir ismin “imkansız” demesi, Batı başkentlerinde politika yapıcılar için rahatsız edici bir gerçek olarak öne çıkıyor. Ayrıca, İsrail'in apartheid uyguladığı yönündeki suçlamalar, son yıllarda insan hakları örgütleri ve bazı ülkeler tarafından da dile getiriliyor. Bu açıklamalar, İsrail'e yönelik uluslararası baskının artmasına yol açabilir.
Öte yandan, Ben-Ami'nin sözleri Filistin tarafında da yankı bulabilir. Filistin yönetimi, iki devletli çözüm konusundaki umutsuzluğunu sık sık dile getiriyor ancak uluslararası meşruiyetini korumak için bu çözümü savunmaya devam ediyor. Ben-Ami'nin açıklamaları, Filistinlilerin yaşadığı hayal kırıklığını teyit eder nitelikte.
Bölgesel açıdan bakıldığında, Arap ülkeleri ve İslam dünyası, İsrail'in apartheid politikalarını kınasa da, son dönemde bazı Arap devletlerinin İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabaları (Abraham Anlaşmaları) dikkat çekiyor. Bu açıklamalar, normalleşme sürecinin Filistin meselesini göz ardı ederek ilerlemeyeceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında Filistin'in haklarını savunan ve iki devletli çözümü destekleyen bir tutum sergiliyor. Ben-Ami'nin açıklamaları, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini destekler nitelikte. Türkiye, İsrail'in apartheid uygulamalarını uluslararası platformlarda sık sık gündeme getiriyor ve Filistin'in tanınması için çaba harcıyor. Bu tür açıklamalar, Türkiye'nin pozisyonunu güçlendirebilir. Ayrıca, iki devletli çözümün imkansız hale gelmesi, bölgede istikrarsızlığı artırabilir ve Türkiye'nin güvenlik endişelerini derinleştirebilir. Türkiye, Filistinlilerin yaşadığı insani krizin çözümü için uluslararası toplumu daha fazla sorumluluk almaya çağırıyor.