2021 yılında Michael Kimmage, “Belarus ve Ukrayna Tuzağı” başlıklı yazısında, ABD'nin Belarus'la, Rusya ile stratejik ortaklığını dikkate alan gerçekçi bir diplomatik ilişki kurması ve Ukrayna'ya yapılan aşırı vaatlerden ders alması gerektiğini savunmuştu. Aradan geçen beş yıl ve Ukrayna savaşının yarattığı yeni jeopolitik gerçeklik, bu öneriyi yeniden tartışmaya açıyor. Kimmage'in yazısı, Batı'nın Belarus'u yanlış okumasının sonuçlarını gözler önüne seriyor.
Belarus ve Ukrayna Tuzağı: Kimmage'in Tezi
Kimmage, 2021'de yayımlanan yazısında, ABD'nin Belarus'a yönelik politikasının temel bir açmazla karşı karşıya olduğunu belirtiyordu. Belarus, otoriter Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko liderliğinde Rusya'ya derinden bağlıydı ve Moskova'nın askeri, ekonomik ve siyasi desteği olmadan ayakta kalamazdı. Batı'nın Belarus'daki demokrasi yanlısı muhalefete verdiği destek, gerçekçi olmayan bir beklenti yaratmıştı. Kimmage, ABD'nin Belarus'la ilişkilerinde öncelikle istikrarı ve Rusya ile dengeyi gözetmesi gerektiğini, aksi halde Ukrayna'da olduğu gibi aşırı vaatlerin hayal kırıklığına yol açacağını öne sürüyordu.
Yazar, Ukrayna örneğinden ders çıkarılması gerektiğini vurguluyordu: Batı, Ukrayna'ya NATO üyeliği konusunda net bir perspektif sunmamış, ancak askeri ve siyasi destek vererek Rusya'yı kışkırtmıştı. Benzer bir tuzağa Belarus'ta düşmemek için ABD'nin, Lukaşenko rejiminin Rusya ile olan bağını hesaba katarak, gerilimi tırmandırmayan bir diplomasi izlemesi gerekiyordu. Kimmage'e göre, Belarus'ta demokrasi ihracı değil, bölgesel güvenlik ve istikrar öncelikli olmalıydı.
Ukrayna Savaşı ve Belarus'un Rolü
2022'de başlayan Ukrayna savaşı, Kimmage'in uyarılarının ne kadar isabetli olduğunu gösterdi. Belarus, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik işgalinde lojistik üs olarak kullanıldı; Rus birlikleri Belarus topraklarından Ukrayna'ya girdi. Batı, Lukaşenko yönetimine karşı yaptırımları artırdı, ancak Belarus'un Rusya ile olan bağı daha da güçlendi. Savaş, Belarus'u Batı ile Rusya arasında bir cephe hattı haline getirdi. Kimmage'in önerdiği “gerçekçi diyalog” çağrısı, savaşın yarattığı koşullarda daha da zorlaştı, ancak aynı zamanda daha da gerekli hale geldi.
Bugün Belarus, Rusya'nın nükleer silahlarını kendi topraklarında konuşlandırmasına izin vererek Batı için doğrudan bir tehdit oluşturuyor. ABD ve AB, Belarus'a yönelik yaptırımları sürdürürken, ülkedeki muhalefet neredeyse tamamen bastırılmış durumda. Kimmage'in 2021'de işaret ettiği gibi, Batı'nın Belarus'ta demokrasi yanlısı gruplara verdiği destek, somut bir sonuç üretmedi ve ülke Rusya'nın yörüngesinden çıkmadı.
Gelecek İçin Dersler
Ukrayna savaşı, Batı'nın Belarus politikasında yeni bir strateji benimsemesini zorunlu kılıyor. Kimmage'in yazısı, diplomasinin askeri araçlardan önce gelmesi gerektiğini hatırlatıyor. Belarus'la diyalog, Rusya ile topyekûn bir kopuş anlamına gelmez; aksine, bölgesel istikrarı korumak için Rusya'nın meşru güvenlik endişelerini dikkate alan bir yaklaşımı gerektirir. Ancak bu, Lukaşenko rejiminin insan hakları ihlallerini görmezden gelmek anlamına da gelmemeli.
Batı'nın Belarus'a yönelik politikası, Ukrayna'daki savaşın seyrine bağlı olarak şekillenecek. Savaş sonrası dönemde Belarus'un yeniden yapılandırılması ve Rusya ile Batı arasında denge kurması muhtemel. Kimmage'in önerdiği gibi, ABD ve müttefikleri, Belarus'la angajmanı askeri tehditler yerine diplomatik kanallar üzerinden yürütmeli ve halkın demokratik taleplerini desteklerken aşırı vaatlerden kaçınmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşında denge politikası izleyerek hem Rusya hem de Ukrayna ile diyalogunu sürdürdü. Belarus, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmuyor; ancak Rusya'nın Belarus üzerinden askeri varlığını güçlendirmesi, Karadeniz ve Doğu Avrupa'da istikrarsızlığı artırabilir. Türkiye, Batı ile Rusya arasında arabuluculuk rolünü sürdürürken, Belarus'un da içinde bulunduğu bölgesel dinamikleri dikkatle izlemeli. Ayrıca, Türkiye'nin Belarus ile ekonomik ilişkileri sınırlı olsa da, Rusya üzerinden dolaylı etkiler söz konusu. Batı'nın Belarus'a yönelik yaptırımları, Türk şirketlerini de dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, bölgesel istikrar için diplomatik kanalları açık tutmalı ve Belarus'un Rusya'ya bağımlılığını azaltacak adımları desteklemeli.