Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın açıklamasına göre, Doğu Libya parlamentosunun bu hafta başında Türkiye ile tartışmalı deniz anlaşmasını onaylamasının ardından Yunanistan ve Mısır, Münhasır Ekonomik Bölgelerini (MEB) Kıbrıs'a doğru doğuya genişletmeyi tartışıyor. Bakan, konuya ilişkin detay vermedi ancak görüşmelerin sürdüğünü belirtti. Bu gelişme, Doğu Akdeniz'de enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusundaki rekabetin yeniden alevlendiğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Doğu Akdeniz'deki gerilim, son yıllarda bölgedeki hidrokarbon rezervlerinin keşfi ve deniz yetki alanlarının paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklarla derinleşti. Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs, 2020 yılında Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nu (EMGF) kurarak işbirliğini güçlendirme yoluna gitti. Türkiye ise kendi kıta sahanlığı iddialarını koruyarak bölgede sondaj ve araştırma faaliyetleri yürüttü. Kasım 2019'da Türkiye ile Libya'daki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırası, Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs tarafından uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirildi. Anlaşma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı sınırlarını belirleyerek bölgedeki dengeleri değiştirdi.
Bu hafta başında Doğu Libya parlamentosu, Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi, Türkiye ile imzalanan deniz anlaşmasını onayladığını açıkladı. Bu adım, Libya'da devam eden iç savaşta Tobruk hükümetinin Türkiye ile yakınlaşmasının bir göstergesi olarak yorumlandı. Ancak uluslararası alanda tanınan Trablus merkezli UMH hükümeti anlaşmayı daha önce onaylamıştı. Tobruk'un onayı, anlaşmanın Libya'nın tümü adına geçerliliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Yunanistan ve Mısır, bu onayı kendi deniz yetki alanlarına yönelik bir tehdit olarak görüyor ve karşı hamle olarak kendi MEB'lerini doğuya, Kıbrıs açıklarına doğru genişletme planlarını hızlandırdı.
Yunanistan ile Mısır arasında Ağustos 2020'de imzalanan deniz yetki alanı anlaşması, iki ülkenin MEB'lerini belirliyordu. Şimdi bu anlaşmanın doğuya doğru genişletilmesi, Kıbrıs'ın batısındaki alanları da kapsayabilir. Kıbrıs Rum Kesimi, kendi MEB'ini ilan etmiş ve Mısır ile anlaşmalar yapmıştı. Ancak Türkiye, Kıbrıs Rum Kesimi'nin tek başına ilan ettiği deniz yetki alanlarını tanımıyor ve adanın kuzeyindeki KKTC'nin haklarını savunuyor. Yunanistan ve Mısır'ın genişletme görüşmeleri, bölgedeki diğer aktörlerin tepkisini çekebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Doğu Akdeniz, son yıllarda Avrupa'nın enerji güvenliği açısından stratejik önem kazandı. Bölgede keşfedilen doğal gaz rezervleri, Avrupa Birliği'nin Rusya'ya olan bağımlılığını azaltma çabalarına katkı sağlayabilir. Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs, bu kaynakların Avrupa'ya taşınması için Doğu Akdeniz Gaz Boru Hattı (EastMed) projesini gündeme getirmişti; ancak proje maliyet ve fizibilite sorunları nedeniyle ilerleyemedi. ABD, bölgedeki deniz yetki alanı anlaşmazlıklarında arabuluculuk yapmaya çalışsa da somut bir sonuç alınamadı. NATO içinde Yunanistan ile Türkiye arasındaki gerilim, ittifak içinde de huzursuzluk yaratıyor.
Öte yandan, Libya'daki iç savaş, bölgesel güçlerin vekalet savaşına sahne oluyor. Türkiye, UMH'ye askeri destek sağlarken; Mısır, BAE ve Rusya, Hafter güçlerini destekledi. Tobruk parlamentosunun Türkiye ile anlaşmayı onaylaması, Libya'da dengelerin değişebileceğine işaret ediyor. Ancak bu onayın pratikte ne anlama geldiği belirsiz. Mısır, Tobruk ile yakın ilişkilere sahipken, bu onay Mısır'ın pozisyonunu zorlaştırabilir. Yunanistan ve Mısır'ın MEB genişletme görüşmeleri, aynı zamanda Türkiye'ye karşı bir denge unsuru olarak görülüyor.
Uluslararası hukuk açısından, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, ilgili devletlerin karşılıklı anlaşmasıyla veya hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde çözülmelidir. Ancak Doğu Akdeniz'de taraflar arasında güven eksikliği ve farklı yorumlar nedeniyle ortak bir zemin bulunamıyor. Yunanistan ve Mısır'ın attığı adımlar, bölgede tansiyonu yükseltebilir ve yeni gerilimlere yol açabilir. AB ve ABD'nin tutumu ise belirleyici olacak. AB, üye ülke Yunanistan'ı desteklemekle birlikte, Türkiye ile diyalog çağrısını sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yunanistan ve Mısır'ın Münhasır Ekonomik Bölgelerini doğuya genişletme görüşmeleri, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı iddialarına doğrudan meydan okuyor. Türkiye, Libya ile imzalanan mutabakat muhtırasına dayanarak bölgede hak sahibi olduğunu savunuyor ve bu tür adımları uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor. Tobruk parlamentosunun anlaşmayı onaylaması, Türkiye'nin Libya'daki meşruiyetini güçlendirebilir; ancak Mısır'ın bu onaya rağmen Yunanistan ile işbirliğini derinleştirmesi, Ankara için yeni bir diplomatik sınav anlamına geliyor. Türkiye, bölgede sondaj ve araştırma faaliyetlerine devam ederek ve KKTC'nin haklarını koruyarak dengeyi sağlamaya çalışacak. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki gerilim, Türkiye'nin AB ve ABD ile ilişkilerinde de gerginlik yaratabilir. Ankara'nın, diplomatik kanalları açık tutarak ve bölgesel aktörlerle diyalog geliştirerek bu süreci yönetmesi kritik önemde.