Ukrayna savaşı ikinci yılına girerken, Batılı demokrasilerin Çin'in Rusya'ya verdiği desteğe karşı sınırlı adımlar atması, savaşın seyrini etkiliyor. Pekin yönetimi, Moskova'ya askeri ve ekonomik alanda dolaylı destek sağlamaya devam ederken, ABD ve Avrupa Birliği Çin'i doğrudan hedef alan yaptırımlardan kaçınıyor. Bu durum, Çin'in Rusya'ya olan desteğinin sürmesine ve dolayısıyla savaşın uzamasına zemin hazırlıyor.
Batı'nın Çin'e Karşı Temkinli Duruşu
Batılı ülkeler, Çin'in Ukrayna savaşındaki rolü konusunda ikili bir tutum sergiliyor. Bir yandan Pekin'e Rusya'ya askeri yardım sağlamaması için çağrılar yapılırken, diğer yandan ekonomik misilleme riski nedeniyle doğrudan yaptırımlardan kaçınılıyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Çin'in Rus savunma sanayisine parça ve teknoloji tedarikini engellemeye çalışsa da, bu çabalar sınırlı kalıyor. Avrupa Birliği ise Çin'in Rusya'ya desteğini 'kırmızı çizgi' olarak tanımlamasına rağmen, Pekin'e karşı somut adımlar atmakta isteksiz davranıyor.
Çin'in Rusya'ya verdiği destek, doğrudan silah sevkiyatından çok ikili ticaret ve teknoloji transferi şeklinde gerçekleşiyor. Çin, Rusya'nın yaptırımlar nedeniyle kaybettiği ticaret hacmini kısmen telafi ediyor. Ayrıca, Çinli bankalar Rusya ile enerji ve hammadde ticaretinde aracı rolü üstlenirken, Pekin yönetimi Moskova'ya mikroçip ve optik ekipman gibi çift kullanımlı ürünlerin ihracatını artırıyor. Batı istihbarat raporlarına göre, bu ürünler Rus silah sistemlerinde kullanılıyor.
Küresel Dengeler ve Savaşın Seyri
Batı'nın Çin'e yönelik temkinli politikası, sadece ekonomik risklerle değil, aynı zamanda jeopolitik kaygılarla da ilgili. ABD, Çin ile ilişkilerini tamamen koparmanın, Tayvan ve Hint-Pasifik bölgesindeki dengelere olumsuz yansımalarından endişe ediyor. Avrupa ise Çin ile ticaretinin önemli bir bölümünü kaybetme riskini göze alamıyor. Bu nedenle, Batılı liderler söylemlerinde sert olsalar da, uygulamada Çin'in Rusya'ya desteğini sınırlandıracak etkili adımlar atmaktan kaçınıyor.
Bu durum, Ukrayna savaşının uzamasının temel nedenlerinden biri haline gelmiş durumda. Rusya, Çin'den gelen destek sayesinde askeri harcamalarını finanse edebiliyor ve yaptırımların etkisini kısmen hafifletebiliyor. Savaşın uzaması ise küresel enerji ve gıda fiyatlarını yukarıda tutarken, uluslararası güvenlik mimarisinde kalıcı değişimlere yol açıyor. Uzmanlar, Çin'in Rusya'ya desteğini sürdürmesi halinde, savaşın önümüzdeki yıllarda da devam edebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı'nın Çin'e karşı ihtiyatlı tutumu, Türkiye'nin dış politikada manevra alanını genişletiyor. Ankara, hem Rusya ile enerji ve ticaret bağlarını korurken hem de Ukrayna ile ilişkilerini geliştirerek denge politikası izliyor. Ancak Çin'in Rusya'ya verdiği desteğin savaşın uzamasına katkıda bulunması, Karadeniz'deki güvenlik risklerini artırıyor. Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde savaş gemilerinin geçişini düzenlerken, bölgesel istikrarı koruma konusunda daha fazla sorumluluk üstleniyor. Türkiye'nin bu krizde denge politikasını başarıyla sürdürmesi, küresel düzende yeni ittifak modellerinin oluşmasına öncülük edebilir.