Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki Qusra köyünde, aşırılıkçı İsrailli yerleşimcilerin 9 Ağustos'tan bu yana Filistinli evlerini ablukaya almasıyla başlayan kriz sürüyor. Uluslararası ve yerli aktivistler, kuşatma altındaki Filistinlilere insani yardım ulaştırmak için çaba gösteriyor. Abluka nedeniyle köyde gıda, su ve tıbbi malzeme sıkıntısı yaşandığı bildiriliyor. İsrail askerlerinin de yerleşimcilere destek verdiği iddia edilen bölgede, tansiyon her geçen gün yükseliyor.
Qusra'da Yaşananlar: 9 Ağustos'tan Bu Yana Süren Abluka
Qusra belediye başkanı ve yerel kaynaklara göre, 9 Ağustos'ta bir grup aşırılıkçı İsrailli yerleşimci, köyün girişlerine barikat kurarak Filistinlilerin evlerine ve tarım arazilerine erişimini engelledi. İsrail güvenlik güçlerinin müdahale etmemesi üzerine abluka derinleşti. Yerleşimcilerin, bölgedeki Yahudi yerleşimlerini genişletme amacıyla bu eylemi gerçekleştirdiği belirtiliyor. Köy sakinleri, çocukların okula gidemediğini, hastaların tedavi olamadığını, temel ihtiyaç maddelerinin tükendiğini aktarıyor.
Uluslararası dayanışma grupları, hafta sonu boyunca köye girmeye çalıştı. Ancak İsrail ordusunun bölgede güvenlik bölgesi ilan etmesi nedeniyle yardım konvoylarının geçişine izin verilmediği öğrenildi. Bazı aktivistler, yaya olarak dağlık araziden geçmeye çalışarak köye ulaşmayı başardı. Görgü tanıkları, İsrail askerlerinin zaman zaman göstericilere biber gazı ve ses bombasıyla müdahale ettiğini ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Batı Şeria'da Artan Gerilim
Qusra'daki bu abluka, Batı Şeria'nın özellikle kuzey kesimlerinde son aylarda tırmanan şiddet ve yerleşimci saldırılarının en son örneği olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2024 yılının başından bu yana Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti olayları geçen yıla oranla yüzde 50'den fazla arttı. Uluslararası toplum, İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve bu tür eylemlerin iki devletli çözümü baltaladığını vurguluyor.
Olayın hemen ardından Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, İsrail hükümetine çağrıda bulunarak yerleşimcilerin kontrol altına alınmasını ve Filistinlilerin korunmasını talep etti. ABD yönetimi ise konuya ilişkin temkinli bir açıklama yaparak gerilimin düşürülmesi çağrısında bulundu. Ancak İsrail hükümetinin, yerleşimci gruplara karşı herhangi bir yaptırım uygulamadığı, hatta bazı bakanların yerleşimcilere destek veren açıklamalar yaptığı görülüyor. Bu durum, bölgedeki barış sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'daki bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ankara, daha önce de benzer olaylarda Filistinlilerin haklarını savunmuş, İsrail'in yerleşim politikalarını kınayarak uluslararası hukuk açısından kabul edilemez olduğunu vurgulamıştır. Bu olayın, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerini hızlandırabileceği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler nezdinde Filistin'e destek konusunda yeni adımlar atmasına yol açabileceği öngörülebilir. Ayrıca, Türkiye'deki kamuoyu da bu tür olaylara duyarlılık göstererek hükümetin daha sert tepki vermesini bekleyebilir.