Japonya'da son günlerde etkili olan rekor düzeydeki yağışlar, ülkenin batı ve orta kesimlerinde ciddi sel ve toprak kaymalarına neden oldu. En az dört kişinin hayatını kaybettiği, bir kişinin ise kaybolduğu bildirilirken, binlerce kişi sel suları nedeniyle mahsur kaldı. Ülkenin en büyük adası Honshu'daki bazı bölgelerde 24 saatte metrekareye 500 milimetreyi aşan yağış düştü; bu, Japonya Meteoroloji Ajansı'nın (JMA) kayıtlarına göre 'tarihi' nitelikte. Yetkililer, özellikle kuzey Kyushu ve güneybatı Honshu'da nehirlerin taştığını, yolların kapandığını ve bazı yerleşim yerlerinin elektriksiz kaldığını duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı
Japonya, her yıl haziran ve temmuz aylarında 'tsuyu' adı verilen yağışlı mevsimin etkisi altına girer. Ancak bu yıl, küresel iklim değişikliğinin de etkisiyle yağış miktarları normalin çok üzerinde seyrediyor. JMA, 1-4 Temmuz tarihleri arasında bazı bölgelere düşen yağışın, aylık ortalamanın iki katına ulaştığını açıkladı. Özellikle Kumamoto eyaletindeki Kuma Nehri'nin taşması, çok sayıda evin su altında kalmasına yol açtı. Kurtarma ekipleri, helikopterler ve botlarla mahsur kalan vatandaşları tahliye etmek için seferber oldu. Japonya Başbakanı Fumio Kishida, yaptığı açıklamada 'can kaybını önlemek için her türlü çabanın gösterileceğini' belirterek, afet bölgelerine acil yardım ekipleri gönderildiğini duyurdu. Yerel yönetimler, tahliye emirleri yayımlarken, on binlerce kişi geçici barınma merkezlerine yerleştirildi.
Öte yandan, sel sularının çekilmesiyle birlikte hasar tespit çalışmaları başladı. İlk belirlemelere göre, özellikle tarım arazileri ve altyapı büyük zarar gördü. Japonya Demiryolları (JR), bazı hatlarda seferleri geçici olarak durdururken, karayollarının bir kısmı trafiğe kapatıldı. Otomotiv devleri Toyota ve Nissan, batı Japonya'daki fabrikalarında üretime ara verdi; bu durumun küresel tedarik zincirinde aksamalara yol açabileceği belirtiliyor. Sigorta şirketleri, hasar taleplerinin sayısının hızla arttığını ve toplam maliyetin milyarlarca doları bulabileceğini ifade ediyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu felaket, Japonya'nın iklim değişikliğiyle mücadelesinde karşılaştığı zorlukları bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar, küresel ısınmanın atmosferdeki nem oranını artırdığını ve bunun da daha şiddetli ve sık yağışlara neden olduğunu vurguluyor. Japonya, geçmişte de benzer felaketler yaşamış; 2018'deki Batı Japonya Sel Felaketi'nde 200'den fazla kişi hayatını kaybetmişti. Bu yılki yağışların, o felaketin izlerini silmek için yürütülen altyapı çalışmalarını da olumsuz etkilediği bildiriliyor. Bölgesel olarak, Doğu Asya'da Çin, Güney Kore ve Kuzey Kore de aşırı hava olaylarıyla mücadele ediyor; Çin'de de son haftalarda şiddetli seller yaşandı. Bu durum, iklim değişikliğinin Asya genelinde güvenlik ve ekonomi üzerindeki etkilerini tartışmaya açıyor. Ayrıca Japonya, 2020 Tokyo Olimpiyatları'nın ardından art arda doğal afetlerle gündeme geliyor; ülkenin afet yönetimi kapasitesi uluslararası toplum tarafından yakından takip ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu felaket, Türkiye'nin de benzer risklerle karşı karşıya olduğunu hatırlatıyor. İklim değişikliğinin etkileri, Türkiye'de de son yıllarda artan sel, kuraklık ve orman yangınları olarak kendini gösteriyor. Japonya'nın afet yönetimi deneyimi ve erken uyarı sistemleri, Türkiye için önemli bir örnek teşkil ediyor. İki ülke arasındaki işbirliği, afet risklerinin azaltılması ve iklim değişikliğine uyum konularında güçlendirilebilir. Ayrıca, Japonya'nın bu tür felaketlerde gösterdiği dayanıklılık ve toparlanma kapasitesi, Türk yetkililerin afet yönetimi politikalarını gözden geçirmesi açısından dersler içeriyor. Türkiye'nin, benzer doğal afetlere karşı hazırlıklı olması ve uluslararası dayanışma ağlarında yer alması, küresel iklim krizinin etkilerini hafifletmek adına önem taşıyor.