Batı Şeria'nın işgal altındaki bölgelerinde yer alan El-Muğayyir köyünde, İsrailli yerleşimcilerin Filistinli okullara yönelik saldırıları endişe verici boyutlara ulaştı. Bu yıl içinde köyde üçü öğrenci olmak üzere toplam altı kişi hayatını kaybetti. Filistinli yetkililer ve uluslararası kuruluşlar, artan yerleşimci şiddetinin çocukların güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtiyor.
Saldırıların arka planı ve okul güvenliği krizi
El-Muğayyir, Ramallah'ın kuzeydoğusunda, Batı Şeria'nın ortasında yer alan küçük bir Filistin köyü. Bölgede yaklaşık 1.500 Filistinli yaşıyor ve geçim kaynakları büyük ölçüde hayvancılık ile tarıma dayanıyor. Köydeki tek okul, çevredeki birkaç yerleşim biriminden gelen yüzlerce öğrenciye hizmet veriyor. Son aylarda okul çevresinde İsrailli yerleşimciler tarafından taşlı ve silahlı saldırılar düzenlendiği, öğrencilerin okula gidiş-dönüş güzergâhlarında taciz edildiği bildiriliyor.
Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılı başından bu yana Batı Şeria genelinde 500'den fazla Filistinli İsrail güçleri ve yerleşimciler tarafından öldürüldü. El-Muğayyir özelinde ise bu yıl içinde altı kişi yaşamını yitirdi; bunlardan üçü okul çağındaki çocuklardı. Köy sakinleri, saldırıların sistematik hale geldiğini ve İsrail ordusunun bu eylemlere seyirci kaldığını iddia ediyor. İsrail yetkilileri ise saldırıların faili olarak gösterilen yerleşimciler hakkında yeterli delil bulunmadığını ve olayların araştırıldığını savunuyor.
Uluslararası insan hakları örgütleri, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetinin 7 Ekim 2023'ten bu yana benzeri görülmemiş bir düzeye çıktığını vurguluyor. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), 2024'te yerleşimci saldırılarında en az 200 Filistinlinin yaralandığını ve binlerce kişinin yerinden edildiğini raporladı. Eğitim kurumları da bu şiddetten doğrudan etkileniyor; birçok okul, güvenlik gerekçesiyle zaman zaman eğitime ara vermek zorunda kalıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İşgal, uluslararası hukuk ve barış süreci
Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas başlıklarından biri. Uluslararası hukuka göre işgal altındaki topraklarda yerleşim inşası yasak; ancak İsrail, 1967'den bu yana bölgede yüz binlerce yerleşimciyi iskân etti. Son yıllarda yerleşimci sayısı 700 bini aşmış durumda. Bu durum, iki devletli çözüm ihtimalini giderek zayıflatıyor ve Filistinlilerin günlük yaşamını daha da kısıtlıyor.
Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, yerleşimci şiddetini kınamakla birlikte etkili yaptırım mekanizmaları konusunda bölünmüş durumda. ABD yönetimi, aşırılık yanlısı yerleşimcilere yönelik bazı vize kısıtlamaları getirdi; ancak bu adımların caydırıcılığı tartışılıyor. BM Güvenlik Konseyi'nde ise ateşkes ve insani erişim çağrıları sonuçsuz kaldı. Bölgede tansiyonun daha da yükselmesi, Gazze'deki savaşın yanı sıra Batı Şeria'da üçüncü bir cephe açılması riskini beraberinde getiriyor.
Filistin yönetimi, okullara yönelik saldırıları uluslararası mahkemelere taşıma hazırlığında. Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığı, hem İsrail hem de Hamas yetkilileri hakkında savaş suçu iddialarını inceliyor. Eğitim hakkına yönelik saldırılar, UNICEF ve UNESCO gibi kuruluşların da gündeminde. Çocukların okula güvenli erişimi, temel bir insan hakkı olarak kabul ediliyor ve bu hakkın ihlali, uluslararası toplumun ortak sorumluluğunu gerektiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini ve Filistinli çocuklara yönelik saldırıları yakından takip ediyor. Ankara, İsrail'in işgal politikalarını uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendiriyor ve iki devletli çözümü savunuyor. Son dönemde Türkiye, Filistin'e yönelik insani yardımlarını artırdı; El-Muğayyir gibi kırsal bölgelerdeki okullara destek sağlama potansiyeli bulunuyor. Ayrıca Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM platformlarında yerleşimci şiddetini gündeme taşıyarak diplomatik baskı oluşturmayı hedefliyor. Bölgede istikrarın bozulması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından da risk teşkil ediyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu barış sürecindeki aktif rolünü daha da önemli kılıyor.