Hindistan'ın Batı Bengal eyaletinde, Mart 2021'de iktidara gelen Bharatiya Janata Partisi (BJP) hükümeti, Müslüman Bangladeşli göçmenlere yönelik sert bir baskı başlattı. Yetkililer, son altı ayda binlerce Bangladeş vatandaşını yasa dışı göçmen statüsüyle gözaltına alırken, sınır dışı işlemlerini hızlandırdı. Bu hamle, eyaletin uzun süredir devam eden göçmen politikasında köklü bir değişime işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Batı Bengal, Bangladeş ile yaklaşık 2.200 kilometrelik bir sınırı paylaşıyor ve tarihsel olarak iki ülke arasında yoğun bir insan hareketliliğine sahne oluyor. Önceki Tırnamool Kongresi hükümeti döneminde, Müslüman Bangladeşli göçmenlere karşı daha hoşgörülü bir yaklaşım benimsenmişti. Ancak Narendra Modi liderliğindeki BJP'nin eyalet yönetimini devralmasıyla birlikte, Hindu milliyetçiliği ekseninde sert bir göçmen politikası uygulanmaya başlandı. Parti, bu göçmenlerin eyaletteki demografik dengeyi tehdit ettiğini ve güvenlik riski oluşturduğunu iddia ediyor.
Uygulama kapsamında, polis ve sınır güvenlik güçleri düzenli operasyonlarla Bangladeşlileri hedef alıyor. Gözaltına alınanlar, çoğunlukla geçici barınma merkezlerinde tutuluyor ve hızlı bir şekilde sınır dışı ediliyor. İnsan hakları örgütleri, bu süreçte yasal prosedürlerin ihlal edildiğini, ailelerin ayrı düştüğünü ve bazı kişilerin keyfi olarak hedef alındığını rapor ediyor. Öte yandan, Bangladeş hükümeti, vatandaşlarının bu şekilde kitlesel olarak sınır dışı edilmesini protesto ediyor ve iki ülke arasındaki diplomatik gerilimi tırmandırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Bengal'deki bu gelişmeler, Güney Asya'da göçmen politikaları ve azınlık hakları açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor. Hindistan'da BJP'nin iktidarda olduğu diğer eyaletlerde de benzer uygulamalar görülürken, Batı Bengal'deki yoğunluk dikkat çekiyor. Bu durum, Hindistan'daki Müslüman azınlığın statüsüne ilişkin endişeleri artırıyor ve Hindistan ile Bangladeş arasındaki ikili ilişkileri zorluyor. Bangladeş, tarihsel olarak Hindistan'ın yakın müttefiki olmasına rağmen, bu politika iki ülke arasında güven bunalımına yol açıyor. Ayrıca, uluslararası toplumda Hindistan'ın insan hakları karnesine yönelik eleştirileri güçlendiriyor.
Bölgede artan gerilim, özellikle Rohingya mülteci krizi ve Myanmar'daki siyasi istikrarsızlıkla birleşince, Güney Asya'da daha geniş bir insani kriz riskini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, bu tür zorla sınır dışı politikalarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve göçmenlerin insan haklarını ihlal ettiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak göçmen ve mülteci politikalarında insani yaklaşımıyla öne çıkan bir ülke. Batı Bengal'de Müslüman Bangladeşlilere yönelik bu baskıcı politika, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve azınlık hakları konusundaki hassasiyetini yansıtıyor. Türkiye, Hindistan ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürürken, bu tür insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalmaması gerekiyor. Ayrıca, Bangladeş ile Türkiye arasındaki dostane bağlar, bu gelişmeyi Ankara'nın yakından takip etmesini gerektiriyor. Türkiye, çok kutuplu dünyada bu tür olaylar karşısında dengeli bir duruş sergilemeli ve uluslararası hukukun üstünlüğünü savunmalıdır.