Orta Doğu'da artan tanker saldırılarına rağmen, Basra Körfezi'nden yapılan petrol ihracatı geçen hafta savaş öncesi seviyeleri aştı. Kpler'in verilerine göre, Hürmüz Boğazı ve Orta Doğu genelindeki alternatif güzergâhlar üzerinden gerçekleştirilen günlük petrol sevkiyatı 24 milyon varili aşarak, savaş öncesi 23,3 milyon varillik ortalamanın üzerine çıktı. Bu artış, bölgede tırmanan güvenlik risklerine karşın enerji arzında bir kesinti yaşanmadığını gösteriyor.
Artan sevkiyatın arka planı
Kpler'in açıkladığı verilere göre, geçen hafta Basra Körfezi'nden çıkan petrol miktarı günlük 24 milyon varilin üzerine çıktı. Bu rakam, savaş öncesi dönemde kaydedilen 23,3 milyon varillik seviyenin üzerinde. Söz konusu artış, Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker trafiğinin yanı sıra Suudi Arabistan ve BAE'nin Doğu-Batı boru hatları gibi alternatif rotaların da etkisiyle gerçekleşti. Uzmanlar, üreticilerin olası bir kesintiyi telafi etmek için stoklarını ve ihracat kapasitelerini artırdığını belirtiyor.
Bölgede son haftalarda tanker saldırılarında gözle görülür bir artış yaşandı. Husi isyancıların Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları ve Basra Körfezi'ndeki belirsizlik, sigorta maliyetlerini yükseltmiş olsa da, petrol akışı kesintiye uğramadı. Aksine, bazı üreticiler sevkiyatlarını hızlandırarak piyasadaki arz endişelerini gidermeye çalışıyor. Kpler analistleri, ihracattaki bu artışın kısmen stok boşaltma ve sevkiyat programlarındaki kaymalardan kaynaklanabileceğini, ancak yine de arz güvenliğine dair olumlu bir işaret olduğunu vurguluyor.
Petrol fiyatları, saldırılara rağmen görece istikrarlı seyrediyor. Brent petrol varili, hafta içinde 80 dolar bandında dalgalanırken, piyasalar arz kesintisi riskini şimdilik fiyatlamış değil. Ancak uzmanlar, Hürmüz Boğazı'nda olası bir kapanma veya geniş çaplı bir çatışmanın fiyatları hızla yukarı çekebileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel yansımaları
Basra Körfezi, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birini oluşturuyor. Hürmüz Boğazı'ndan günlük yaklaşık 20-21 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçiyor. Bu nedenle bölgedeki istikrar, küresel enerji piyasaları için hayati önem taşıyor. Son veriler, arzın şimdilik güvende olduğunu gösterse de, artan jeopolitik gerilimler ve tanker saldırıları, uzun vadeli riskleri canlı tutuyor.
ABD ve müttefikleri, Husi saldırılarına karşı Kızıldeniz'de devriye görevleri yürütüyor. İran ise Hürmüz Boğazı'ndaki hareketliliğiyle dikkat çekiyor. Bölgede tansiyonun yükselmesi, enerji arz zincirinde aksamalara yol açabilir. Ancak şu an için üreticiler, alternatif boru hatları ve depolama kapasiteleriyle esneklik sağlıyor. Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı boru hattı günlük 5 milyon varil, BAE'nin Habshan-Fujairah boru hattı ise 1,5 milyon varil kapasiteyle Hürmüz'ü bypass edebiliyor. Bu altyapı, kısa vadeli kesintilerde dengeleyici rol oynayabilir.
Küresel petrol talebi ise dalgalı bir seyir izliyor. Çin'de ekonomik yavaşlama sinyalleri ve ABD'de artan stoklar, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. OPEC+ ülkeleri, üretim kesintilerini sürdürerek piyasayı dengelemeye çalışıyor. Basra Körfezi'ndeki ihracat artışı, bu dengeleme çabalarına rağmen arzın bol olduğunu gösteriyor. Ancak jeopolitik risk primi, fiyatların daha da düşmesini engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Basra Körfezi'ndeki gelişmeleri yakından takip ediyor. Petrol fiyatlarının istikrarlı seyri, Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu açısından olumlu. Ancak Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek bir kesinti, küresel fiyatları yükselterek Türkiye'nin enerji faturasını artırabilir. Ayrıca bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Irak ve Suriye gibi komşularıyla olan ticaret yollarını da etkileyebilir. Türkiye, hem enerji arz güvenliği hem de bölgesel barış için diplomatik çözümleri desteklemeli.