İsrail'de gelecek hafta yapılacak genel seçimler öncesinde, Arap toplumunun oylarıyla 'kral yapıcı' konumuna gelebilecek önde gelen Arap adaylardan biri, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun bir kez daha seçim kazanması halinde bunun 'felaket' olacağı uyarısında bulundu. Aday, Arap seçmenin sandığa yoğun ilgi göstermesini umduğunu dile getirdi.
Seçim Öncesi Kritik Uyarı
İsrail'de 23 Mart'ta yapılacak Knesset seçimleri, ülkenin son iki yılda dördüncü kez sandığa gitmesi anlamına geliyor. Siyasi kilitlenmenin sürdüğü ülkede, Arap partilerin oluşturduğu Ortak Liste'nin (Joint List) önde gelen isimlerinden biri, AFP'ye yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun zaferinin bölge için yıkıcı sonuçlar doğuracağını söyledi. Adayın kimliği haberin devamında netleşmese de, açıklama seçim kampanyasının son günlerinde Arap seçmenin motivasyonunu artırmayı hedefliyor.
İsrail'de Arap vatandaşlar nüfusun yaklaşık yüzde 20'sini oluşturuyor ve genellikle sandığa gitme oranları düşük. Son seçimlerde Arap partilerin birleşik liste altında girdiği seçimlerde, Arap seçmenin katılımı kritik rol oynamıştı. Bu kez de benzer bir tablo öngörülüyor; Arap adaylar, Netanyahu'nun sağ blokunun çoğunluğu kazanmasını engellemek için Arap seçmenin oylarına ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.
Netanyahu'nun iktidarda kaldığı süre boyunca Arap toplumuyla ilişkilerde gerginlik arttı. Özellikle 2018'de kabul edilen 'Ulus-Devlet Yasası' Arap vatandaşlar tarafından ayrımcı olarak nitelendirilmişti. Ayrıca Netanyahu'nun seçim kampanyasında Arap partilerini 'terör yanlısı' olmakla suçlaması ve onları meclise sokmamak için sağ seçmeni mobilize etmeye çalışması, Arap toplumunda tepkiyle karşılanıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail seçimleri, sadece ülke iç siyaseti açısından değil, Ortadoğu'nun genel dengeleri açısından da büyük önem taşıyor. Netanyahu'nun yeniden seçilmesi, özellikle Filistin meselesinde daha sert bir çizgi izlenmesi ve yerleşim faaliyetlerinin hızlanması anlamına gelebilir. Ayrıca Netanyahu'nun Arap ülkeleriyle normalleşme anlaşmaları (İbrahim Anlaşmaları) konusundaki kararlılığı, bölgesel ittifakları şekillendirebilir.
Öte yandan, Netanyahu'nun yargı reformu ve yolsuzluk davası gibi iç meseleler de seçim sonuçlarını etkileyebilir. Netanyahu hakkında devam eden yolsuzluk davası, onun siyasi geleceğini belirsizleştiriyor. Seçim sonrası koalisyon görüşmelerinde Arap partilerin tutumu belirleyici olabilir. Ancak şu ana kadar hiçbir Siyonist parti Arap partilerle koalisyon kurmaya yanaşmıyor; bu da Arap partilerin hükümette yer almasını zorlaştırıyor.
Uluslararası toplum, İsrail'deki siyasi istikrarsızlığın sona ermesini ve iki devletli çözüm yolunda ilerleme kaydedilmesini bekliyor. Ancak Netanyahu'nun zaferi, bu beklentileri zora sokabilir. ABD yönetimi, İsrail ile ilişkilerde denge gözetmeye çalışsa da, Netanyahu'nun özellikle İran konusundaki sert tutumu ve Filistin politikaları, Washington ile anlaşmazlık konusu olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim sonuçları, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından doğrudan etkili olacak. Netanyahu'nun yeniden iktidara gelmesi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde son yıllarda yaşanan normalleşme sürecini sekteye uğratabilir. Özellikle Filistin meselesinde Netanyahu'nun sert çizgisi, Ankara'nın tepkisini çekecek ve bölgesel gerilimi artırabilir. Ayrıca İsrail'in Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve GKRY ile işbirliği, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarıyla çatışma potansiyeli taşıyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle Arap dünyasında itibarını korurken, İsrail ile diyalog kanallarını açık tutmayı hedefliyor. Seçim sonrası oluşacak hükümetin bileşimi, Türkiye'nin bölgesel hamlelerini şekillendirecektir.