Filipinler'in güneyindeki Bangsamoro bölgesinde 14 Eylül'de yapılacak seçimler, barış sürecinde önemli bir kilometre taşı olacak. Ancak uzmanlar, oy sayımının tamamlanmasının ardından asıl zorlu sürecin başlayacağını vurguluyor. Bangsamoro'nun kendi kendini yönetme yetkisini pekiştirecek bu seçimler, bölgedeki silahlı grupların silah bırakması ve siyasi sürece entegrasyonu için hayati önem taşıyor. Güven inşası, barış anlaşmasının uygulanmasında hâlâ en büyük engel olarak öne çıkıyor.
Seçimler ve Barış Sürecinin Arka Planı
2022 yılında imzalanan Bangsamoro Organik Yasası ile kurulan Bangsamoro Parlamentosu, geçiş dönemi sonrası için hazırlanan ilk seçimleri 12 Mayıs 2025'te yapacaktı ancak bu tarih, barış anlaşmasında öngörülen takvimin gerisinde kalınması üzerine 14 Eylül'e ertelendi. Bu erteleme, sürecin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Seçimler, Moro İslami Kurtuluş Cephesi'nin (MILF) siyasi kanadı olan Birleşik Bangsamoro Adalet Partisi'nin (UBJP) liderliği için bir referandum niteliği taşıyor. Öte yandan, Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLF) ve diğer grupların sürece katılımı, barışın kalıcılığı açısından kritik. Seçimlerin ardından, 2014 tarihli Kapsamlı Bangsamoro Anlaşması'nın (CAB) uygulanması için atılması gereken adımlar masada olacak.
Barış sürecinin temel taşlarından biri, silahlı grupların terhis edilmesi ve topluma yeniden entegrasyonu. Ancak şu ana kadar süreç, beklentilerin altında. (Bangsamoro geçiş otoritesi olan BARMM) yönetimi, geçiş sürecinde pek çok zorlukla karşılaştı: mali kaynak yetersizliği, bürokratik engeller ve yerel siyasi rekabet. Özellikle, 40 bin civarında eski MILF savaşçısının durumu hâlâ belirsizliğini koruyor. Silahların teslim edilmesi ve savaşçıların sivil hayata uyumu, güven duygusunun tesis edilmesi için hayati. Bu açıdan, seçimler yalnızca bir oy verme eylemi değil, aynı zamanda toplumun barış sürecine olan inancının test edildiği bir an.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bangsamoro barış süreci yalnızca Filipinler'in iç meselesi değil, aynı zamanda Güneydoğu Asya'nın istikrarı için de belirleyici. Bölge, terör örgütü Ebu Seyyaf ve IŞİD bağlantılı grupların eylemlerine sahne olmuş, bu gruplar barış sürecini baltalamak için fırsat kolluyor. Öte yandan, Bangsamoro'nun ekonomik kalkınması, bölgenin yoksulluk ve çatışma döngüsünden çıkması için umut vadediyor. Uluslararası toplum, sürece finansal ve teknik destek sağlıyor; ancak bu desteğin sürdürülebilirliği, seçimlerin meşruiyeti ve ardından kurulacak hükümetin performansına bağlı. Ayrıca, Endonezya ve Malezya gibi komşu ülkeler, kendi içlerindeki Müslüman azınlıkların durumunu yakından izliyor. Bangsamoro'nun başarısı, bölgede etnik ve dini ayrılıkçı hareketlere model olabilecek bir örnek teşkil edecek.
Küresel ölçekte ise, bu süreç Filipinler'in uluslararası imajı açısından önemli. Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. yönetimi, barış sürecine verdiği desteği vurguluyor; ancak sürecin yavaş ilerlemesi, hükümet üzerinde baskı oluşturuyor. Seçimlerin güvenli ve adil geçmesi, hem içeride hem dışarıda güven tesis edecek. Ancak seçim sonuçlarının tartışmalı olması, çatışma riskini artırabilir. Bu nedenle, uluslararası gözlemcilerin seçim sürecini yakından takip etmesi bekleniyor. Ayrıca, seçimlerin ardından barış anlaşmasının kalan hükümlerinin uygulanması, taraflar arasındaki diyaloğun devamını gerektirecek. Özellikle, normatif güvenlik ve ekonomik kalkınma konularında iş birliği, barışın kalıcılığı için şart.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Bangsamoro barış sürecini başından beri destekleyen ülkeler arasında. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), bölgede kalkınma projeleri yürüttü; Türkiye, barış sürecinin finansal ve teknik yönlerine katkı sağladı. Seçimlerin başarılı geçmesi, Türkiye'nin bu desteğinin meyvesini vermesi anlamına gelecek. Öte yandan, Türkiye'nin Müslüman çoğunluklu bölgelerdeki deneyimi, Bangsamoro'ya model teşkil edebilir. Türkiye'nin bölgesel etkisi, Güneydoğu Asya'daki diğer Müslüman ülkelerle ilişkilerini güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin savunma sanayi ürünleri ve kalkınma yardımları, Filipinler ile ikili ilişkilerin derinleşmesine katkı sağlayabilir. Ancak sürecin belirsizlikleri, Türkiye'nin yatırımlarının riskini de artırıyor. Türkiye, barış sürecindeki taraflarla diyaloğunu sürdürerek, istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmalı.