Bangladeş'in devrik Başbakanı Şeyh Hasina, ülkesine geri dönme kararlılığını tekrarlarken, hayatına yönelik tehditler nedeniyle duyduğu endişeyi de dile getirdi. Geçtiğimiz yıl yaşanan kitlesel protestoların ardından istifa ederek Hindistan'a sığınan 77 yaşındaki lider, hakkındaki tutuklama emirlerine ve aleyhinde açılan davalara rağmen Bangladeş'e dönebileceği sinyalini verdi. Bu açıklama, ülkenin zaten kırılgan olan siyasi atmosferini daha da gerdi ve uluslararası toplumun dikkatini yeniden Güney Asya'daki bu krize çekti.
Protestoların Ardından Sürgün Günleri
Şeyh Hasina, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en kanlı dönemlerden biri olarak nitelendirilen Ağustos 2024'teki öğrenci liderliğindeki protestolar sırasında görevini bırakmıştı. Ancak eski başbakan, istifasının ardından gerçekleşen şiddet olaylarına ve yüzlerce kişinin ölümüne ilişkin suçlamaları reddediyor. Hasina, hâlihazırda Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de bulunuyor ve geçici hükümetin kendisini iade etme talebi üzerine diplomatik bir kriz yaşanıyor. Hasina'nın avukatı Şahdanur Şafik, müvekkilinin ülkesine dönme arzusunu yasal çerçevede gerçekleştirmek istediğini, ancak güvenlik garantisi verilmediği takdirde ciddi bir risk altında olduğunu belirtti.
Geçici hükümetin adalet bakanı, Hasina hakkında yakalama kararı çıkarıldığını ve yargı önüne çıkarılacağını açıklamıştı. Ayrıca ülkenin en yüksek mahkemesi, eski başbakanın birçok dosyada yargılanmasına onay vermişti. Bu gelişmeler, Hasina'nın dönüşünün hem hukuki hem de siyasi açıdan ne kadar karmaşık olduğunu gözler önüne seriyor. Hasina ise tüm suçlamaları "siyasi komplo" olarak nitelendiriyor ve halkın kendisini desteklediğini iddia ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hasina'nın dönüş sinyali, yalnızca Bangladeş'in iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkileme potansiyeli taşıyor. Hindistan, Hasina'yı sığınmacı olarak kabul ederek Bangladeş'le ilişkilerini zaten germişti. Bu durum, iki ülke arasındaki sınır güvenliği, ticaret ve su paylaşımı gibi konularda da gerilime yol açabiliyor. Öte yandan Çin, Bangladeş'teki yatırımlarını artırırken, Hasina'nın dönüşü Pekin'in bölgedeki nüfuzunu da doğrudan etkileyebilir. ABD ve Avrupa Birliği ise Bangladeş'te demokratik sürecin işlemesi ve insan haklarının korunması yönünde çağrılarını yineliyor.
Uzmanlar, Hasina'nın dönüşünün yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceği ya da siyasi bir çözümün önünü açabileceği konusunda ikiye bölünmüş durumda. Geçici hükümetin lideri Muhammed Yunus, seçimlerin önümüzdeki aylarda yapılacağını duyurdu ancak siyasi istikrarın sağlanması kritik önem taşıyor. Hasina'nın partisi Avami Birliği'ne yönelik baskıların artması, ülkede tansiyonu yükseltiyor ve gözler uluslararası arabuluculuk çabalarına çevrilmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bangladeş'teki siyasi kriz, Türkiye'nin Güney Asya'daki ekonomik ve diplomatik angajmanları açısından yakından izleniyor. Türkiye, Bangladeş ile ticaret hacmini artırmayı hedefleyen ve bu ülkede önemli yatırımları bulunan bir ülke konumunda. Siyasi istikrarsızlık, bu ekonomik ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Müslüman çoğunluklu ülkelerle kurduğu güçlü bağlar göz önüne alındığında, Bangladeş'teki gelişmeler Ankara'nın bölgesel politikaları üzerinde de etkili olabilir. Türkiye'nin dostane ilişkiler yürüttüğü bir lider olan Hasina'nın iktidardan düşmesi, Ankara'nın bu ülkedeki nüfuzunu yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ancak Türkiye'nin iç siyasete müdahale etmeyen, öncelikle ekonomik ve insani ilişkileri güçlendiren bir çizgi izlemesi bekleniyor.