Bahreyn yönetimi, İran'la devam eden savaş ortamında, aralarında çocukların da bulunduğu 69 kişinin vatandaşlığını tek taraflı olarak iptal etti. Ülkeye sadakatsizlikle suçlanan bu kişilerin pasaportları iptal edilirken, yetkililer onları İran'a sınırdışı etmeye çalıştı. Ancak İran, bu kişileri kabul etmeyi reddedince, söz konusu şahıslar fiilen vatansız kaldı. Uluslararası hukuk açısından tartışmalı bu adım, Bahreyn'in iç siyasetinde muhalefeti susturma amacı taşıdığı yönünde eleştiriliyor.
Vatandaşlıktan Çıkarma Süreci ve Mağdurlar
Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, söz konusu kişilerin 'devlet güvenliğine tehdit oluşturduğu' ve 'ülke çıkarlarına aykırı faaliyetlerde bulunduğu' gerekçesiyle vatandaşlıklarının iptal edildiği belirtildi. Listede muhalif siyasetçiler, aktivistler ve onların aile fertleri yer alıyor. Özellikle 2011 Arap Baharı'ndan bu yana artan baskıcı uygulamaların bir parçası olarak görülen bu karar, insan hakları örgütleri tarafından şiddetle kınandı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), vatansızlığın uluslararası toplumun çözmesi gereken ciddi bir sorun olduğunu vurguladı. Bahreyn'in, vatandaşlıktan çıkarma işlemlerinde keyfi davrandığı ve mağdurların yasal yollara başvurmasını engellediği iddia ediliyor.
Uzmanlar, Körfez ülkelerinde sıkça görülen vatandaşlıktan çıkarma uygulamalarının, özellikle mezhepsel gerilimlerin yüksek olduğu Bahreyn'de Sünni yönetimin Şii muhalefeti bastırma aracı haline geldiğini belirtiyor. Bahreyn nüfusunun çoğunluğunu Şiiler oluşturmasına rağmen yönetim Sünni El Halife ailesinin elinde. İran'ın da Şii nüfus üzerinde nüfuz sahibi olduğu biliniyor. Bu nedenle vatandaşlıktan çıkarılanların İran'a sınırdışı edilmek istenmesi, Tahran yönetimini zor durumda bırakma amacı taşıyor olabilir.
Bölgesel Boyut ve Uluslararası Tepkiler
İran ile Bahreyn arasındaki gerginlik, sadece iki ülke arasındaki diplomatik krizle sınırlı değil. Suudi Arabistan'ın liderliğindeki Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), İran'ı bölgede istikrarı bozmakla suçlarken, Bahreyn bu noktada en hassas ülkelerden biri konumunda. 2011'deki protestoların bastırılmasının ardından Bahreyn, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin askeri desteğine güvenmişti. Şimdi ise vatandaşlıktan çıkarma kararı, bölgesel güç mücadelesinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
Uluslararası toplumdan gelen tepkiler sınırlı kaldı. ABD, geleneksel müttefiki Bahreyn'e yönelik eleştirilerini yumuşak bir dille ifade ederken, Avrupa Birliği ise vatansızlığın uluslararası hukuka aykırı olduğunu hatırlattı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ise kararın derhal geri alınması çağrısı yaptı. Ancak Bahreyn yönetimi, iç işlerine müdahale olarak gördüğü bu eleştirilere kapalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Körfez bölgesindeki mezhepsel gerilimlerin derinleştiğini gösteriyor. Türkiye, Katar krizi ve Yemen savaşı gibi konularda Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkiler sürdürmeye çalışırken, Bahreyn'deki vatandaşlıktan çıkarma uygulamaları, Türkiye'nin insan hakları ve vatansızlık konusundaki hassasiyetiyle çelişiyor. Türkiye, uluslararası hukuka aykırı bu tür uygulamaları kınayan bir duruş sergilese de, bölgesel çıkarlar nedeniyle doğrudan bir yaptırım veya sert açıklama beklenmiyor. Ancak bu durum, Türkiye'nin İran'la ilişkilerinde de dolaylı bir etki yaratabilir; zira vatansız kalan Şiilerin durumu, İran'ın bölgedeki nüfuz mücadelesinde bir koz haline gelebilir.