ABD'nin Körfez'deki en önemli müttefiklerinden Bahreyn, İran güçlerinin kendi topraklarındaki bir deniz üssüne saldırdığını ve Hürmüz Boğazı'nın geçici olarak güvenlik gerekçesiyle kapatıldığını bildirdi. İran Dışişleri Bakanlığı ise, ABD'nin güney kıyılarına düzenlediği hava saldırılarına misilleme olarak ABD güçlerine ait hedeflere yönelik “savunma amaçlı” operasyonlar gerçekleştirdiklerini açıkladı. İki taraf da dört aydır süren savaşı sona erdirmek için geçen hafta varılan ateşkes anlaşmasını ihlal etmekle birbirini suçluyor. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıların yerlerini açıklamazken, Bahreyn hükümeti ülkenin kuzeyindeki bir deniz üssüne düzenlenen füze saldırısında iki askerin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin yaralandığını duyurdu.
Gelişmenin arka planı: Ateşkesin çöküşü
Son çatışmalar, İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçleri etrafında şekillenen gerilimin tırmanmasıyla başladı. ABD, İran'ın Yemen'deki Husilere ve Lübnan'daki Hizbullah'a silah sağladığı gerekçesiyle yaptırımlarını artırmış, İran ise Körfez'deki tanker geçişlerini engelleyerek karşılık vermişti. Dört ay önce başlayan savaşta, ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri İran'ın güney liman kentlerini hedef alan hava saldırıları düzenlemiş, İran da balistik füzelerle Suudi Arabistan ve BAE'deki askeri tesisleri vurmuştu. Geçen hafta Umman arabuluculuğunda varılan ateşkes, insani yardım koridorları ve tarafların karşılıklı çekilmesini öngörüyordu. Ancak ateşkesin ardından ABD'nin bir İran devrim muhafızları gemisini durdurması ve İran'ın da Basra Körfezi'nde bir ABD insansız hava aracını düşürmesi tansiyonu yeniden yükseltti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, “ABD, ateşkesi delerek füze saldırılarına devam etti; biz de meşru müdafaa hakkımızı kullandık” dedi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise İran'ın iddialarını reddederek, “ABD sadece kendini savunma amaçlı operasyonlar yürütmektedir” açıklamasını yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut: Hürmüz Boğazı krizi
Bahreyn'deki ABD Deniz Kuvvetleri'nin beşinci filosunun ana üssüne yönelik saldırı, Körfez'deki güç dengesini sarsarken, küresel petrol arzını tehdit ediyor. Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın Bahreyn tarafından kapatılması, enerji piyasalarında paniğe yol açtı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 5 artarak 110 dolar seviyesine yükseldi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, alternatif petrol boru hatlarını devreye sokarken, Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçılar acil durum rezervlerini kullanma sinyali verdi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrılırken, Rusya ve Çin taraflara itidal çağrısında bulundu. Türkiye ise bölgedeki diplomatik girişimlerini hızlandırdı; Dışişleri Bakanlığı, “çatışmanın yayılmasının bölgesel barışı tehdit ettiğini” belirterek tarafları diyaloga davet etti. Uzmanlar, ABD'nin İran'a karşı daha sert yaptırımlar ve askeri seçenekleri masada tuttuğunu, ancak geniş çaplı bir savaşın kimseye fayda getirmeyeceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ithalatının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan sağlamaktadır. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, enerji fiyatlarında artışa ve tedarik zincirinde aksamalara yol açarak Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan ile geliştirdiği savunma işbirlikleri ve İran'la sınır güvenliği konularındaki hassasiyeti, bu krizde Ankara'nın dengeleyici bir rol oynamasını gerektirmektedir. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran'la ilişkilerini korumak için arabuluculuk yapabilir; ancak krizin derinleşmesi, Doğu Akdeniz'deki enerji rekabetini ve Türkiye'nin bölgesel güç konumunu da etkileyebilir.