Yemen merkezli Husiler, Kızıldeniz’de iki Suudi Arabistan petrol tankerine saldırı düzenlediklerini ve stratejik Bab el-Mandeb Boğazı’nı ablukaya alacaklarını açıkladı. Husiler, bu eylemin Suudi Arabistan’a yönelik deniz ablukasının bir parçası olduğunu belirtti. Bu gelişme, küresel petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından birini tehdit ediyor ve uluslararası enerji piyasalarında tedirginliğe yol açtı.
Gelişmenin arka planı: Husi saldırıları ve jeopolitik çatışma
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Sarea, yaptığı açıklamada, her iki saldırının da “doğru hedefler” olduğunu ve Husilerin ‘Suudi Arabistan’a karşı deniz ablukasını’ sürdüreceğini iddia etti. Sarea, söz konusu tankerlerin Husilerin kıyı bataryalarının menzili içindeki Refik bölgesinde vurulduğunu söyledi. Suudi Arabistan ise henüz saldırıları doğrulamadı veya yalanlamadı.
Bab el-Mandeb Boğazı, Yemen ile Afrika Boynuzu arasında yer alan ve Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan dar bir su geçididir. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %10’u bu boğazdan geçmektedir. 2018’de benzer bir Husi tehdidi, Suudi Arabistan’ın geçici olarak boğazdan geçişleri durdurmasına yol açmış ve petrol fiyatlarında ani yükselişe neden olmuştu.
Husiler, son aylarda Suudi ve Birleşik Arap Emirlikleri hedeflerine yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarını artırdı. İran desteğiyle askeri kapasitesini güçlendiren grup, kritik deniz yollarını hedef alarak bölgesel dengeleri sarsma potansiyeli taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji güvenliği başlıyor
Bab el-Mandeb’in kapatılması, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa’ya giden petrol sevkiyatlarını doğrudan etkiler. Alternatif rota Ümit Burnu’dur, ancak bu durum nakliye maliyetlerini ve süresini önemli ölçüde artırır. Petrol fiyatları, Haber sonrası küçük çaplı bir artış gösterdi ancak piyasalar, krizin boyutunu henüz tam olarak fiyatlamadı.
ABD ve müttefikleri, bölgede deniz güvenliğini sağlamak için devriye faaliyetlerini sürdürüyor. Suudi Arabistan’ın ise daha önce boğazı korumak için kurduğu ‘İslami Askeri İttifak’a rağmen Husilerin caydırılamaması, Riyad’ın savunma stratejisindeki zayıflığı ortaya koyuyor. Aynı zamanda İran’ın Husi vekilleri üzerinden deniz ticaretini tehdit edebileceği endişesi artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkilenir. Bab el-Mandeb’de olası bir abluka, enerji maliyetlerini artırarak cari açığı ve enflasyonu yukarı çekebilir. Ayrıca Türkiye’nin Kızıldeniz’deki ticari çıkarları da tehdit altındadır; Türk gemileri bu rotadan geçmektedir. Bölgesel bir kriz, Türkiye’nin diplomatik olarak devreye girmesini gerektirebilir. Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerilimin bu boyuta taşınması, Ankara’nın dengeli dış politika yaklaşımını test edecektir.