İsrail'de aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, seçimlere sayılı günler kala provokatif bir adım atarak Mescid-i Aksa Külliyesi'ne baskın düzenledi. Olay, Kudüs'te ve tüm bölgede tansiyonu tehlikeli bir şekilde yükseltti. Ben-Gvir, yanında kalabalık bir güvenlik ekibi ve silahlı korumalarla birlikte, Müslümanların kutsal saydığı bu alana girerek ‘Yahudi halkının buradaki egemenliğini’ vurguladığını iddia etti. Bu eylem, İsrail'de 1 Kasım'da yapılacak genel seçimler öncesinde sağcı tabanı konsolide etme çabası olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Seçim Provokasyonu mu?
Itamar Ben-Gvir, Yahudi gücü partisinin lideri olarak biliniyor ve daha önce de benzer provokasyonlarla gündeme gelmişti. Mescid-i Aksa, Müslümanlar için ilk kıble ve üçüncü en kutsal mekan olarak kabul edilirken, aynı zamanda Yahudiler için de Tapınak Tepesi olarak önem taşıyor. Bölgenin statüsü, 1967'den bu yana uluslararası toplum ve Ürdün'ün denetiminde korunmaya çalışılıyor. Ancak Ben-Gvir gibi aşırı sağcı isimler, bu statüyü değiştirerek bölgede Yahudi ibadetine izin verilmesini savunuyor. Bu baskın, Filistin Yönetimi ve Hamas tarafından şiddetle kınandı. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, “Bu tehlikeli bir tırmanıştır ve bölgeyi savaşa sürükleyebilir” açıklamasında bulundu. Hamas ise, “Mescid-i Aksa'ya yönelik her saldırıya karşılık vereceğiz” diyerek uyarıda bulundu. Olayın ardından Doğu Kudüs'te protestolar düzenlenirken, güvenlik güçleri göstericilere müdahale etti.
Bölgesel ve Küresel Tepkiler
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, söz konusu baskını ‘uluslararası hukukun ihlali ve kabul edilemez bir provokasyon’ olarak nitelendirdi. Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri de benzer açıklamalarla İsrail'i uyardı. Avrupa Birliği ise, “Statükonun korunması çağrısında bulunuyoruz” ifadelerini kullandı. ABD yönetimi ise henüz resmi bir açıklama yapmadı ancak İsrail'in güvenliğine verdiği destekle bilinen Washington'un, bu tür eylemleri ‘provokatif’ bulabileceği belirtiliyor. Ben-Gvir'in eyleminin, İsrail'in uluslararası alandaki imajına zarar verdiği ve bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceği endişeleri artıyor. Özellikle Ramazan ayına denk gelen bu dönemde, Mescid-i Aksa'da yaşanacak her türlü gerginlik, tüm İslam dünyasını ayağa kaldırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın statüsüne büyük hassasiyet göstermektedir. Bu gelişme, Ankara'nın Filistin davasına verdiği siyasi desteği daha da güçlendirebilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce Ben-Gvir'in benzer bir eylemini sert bir dille eleştirdiği biliniyor. Türkiye, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atarken, bu tür provokasyonlar ilişkileri zora sokabilir. Ayrıca, bölgede yaşanacak bir istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını ve bölgesel güvenlik çıkarlarını da etkileyebilir. Türkiye'nin, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer platformlar aracılığıyla hukuki ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması bekleniyor.