Avusturya, Suriye'deki iç savaş sırasında Esad rejimine bağlı olarak görev yapan iki subayın, işkence ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle yargılanmasına başladı. Bu dava, Avusturya'da bir ilk olma özelliği taşıyor; zira daha önce hiçbir Esad rejimi yetkilisi Avrupa'da bu kapsamda yargılanmamıştı. Sanıklar, 2011'den sonra Suriye'den kaçarak Avusturya'ya sığınmış ve burada yıllarca normal bir hayat sürmüşlerdi. Ancak Suriyeli muhaliflerin ve insan hakları örgütlerinin ihbarları üzerine kimlikleri tespit edildi ve gözaltına alındılar. Dava, Viyana Yüksek Bölge Mahkemesi'nde görülüyor ve sürecin birkaç hafta sürmesi bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
Suriye'de 2011'de başlayan hükümet karşıtı protestolar, Esad rejiminin şiddetli müdahalesiyle iç savaşa dönüştü. BM raporlarına göre, rejim güçleri sistematik işkence, keyfi tutuklamalar ve sivil katliamları gerçekleştirdi. Avusturya'da yargılanan iki subay, bu dönemde Humus ve Şam'daki askeri istihbarat birimlerinde görev yapmıştı. İddianameye göre, sanıklar en az 10 kişinin işkence görmesine doğrudan katıldı veya bu işkenceleri emretti. Mağdurların ifadeleri, hapishanelerde elektrik şoku, dövme, asma ve cinsel şiddet gibi yöntemlerin kullanıldığını ortaya koyuyor. Duruşmalarda, savaştan kaçarak Almanya, İsveç ve Hollanda'ya sığınan Suriyeli mağdurlar video bağlantısıyla tanıklık edecek. Bu, Suriye'de rejim karşıtı olarak işkence gören kişilerin, faillerle yüzleşmesi açısından tarihi bir an olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Avusturya davası, uluslararası hukuk açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Esad rejiminin savaş suçları işlediğine dair BM raporları bulunmasına rağmen, rejim yetkilileri şimdiye kadar sadece Fransa ve Almanya'daki sembolik davalarda yargılandı. Avusturya'daki dava, sanıkların bizzat mahkeme önünde hesap vermesi açısından daha kapsamlı. Ancak, Suriye'de rejim değişikliği olmadığı sürece, bu tür davaların sembolik kalmaya mahkum olduğu yorumları yapılıyor. Öte yandan, AB ülkelerinde yaşayan yüzlerce Suriyeli savaş suçlusu olduğu iddia edilen kişi bulunuyor; bu dava, diğer ülkeleri de benzer adımlar atmaya teşvik edebilir. Uluslararası Af Örgütü, davanın adalet arayışı açısından kritik olduğunu vurgularken, Esad rejimi destekçileri bunu siyasi bir komplo olarak nitelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye iç savaşında en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke olarak, savaş suçlularının yargılanması sürecinde doğrudan taraf. Türkiye'de yaşayan 3,6 milyon Suriyeli arasında, Esad rejiminin eski askerleri veya istihbaratçıları olduğu iddia edilen kişiler bulunuyor; ancak Türkiye bugüne kadar bu kişilerle ilgili toplu bir yargılama başlatmadı. Avusturya davası, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının ve Suriyeli muhaliflerin, benzer davaların Türkiye'de de açılması yönünde baskı yapmasına yol açabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Suriye'deki askeri operasyonları ve İdlib'deki varlığı, rejim unsurlarıyla doğrudan karşı karşıya gelmesine neden oluyor. Bu dava, Türkiye'nin uluslararası hukukta savaş suçlarıyla mücadele konusunda daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini hatırlatıyor.