OpenAI’ın başekonomisti, yapay zekanın Avrupa iş piyasası üzerindeki etkisinin ülkeden ülkeye büyük farklılıklar gösterdiğini ve bu nedenle herkese uyan tek bir politika çözümü olmadığını belirtti. Şirketin yeni raporuna göre, Almanya’daki işler yapay zeka kaynaklı otomasyona karşı en kırılgan durumdayken, Lüksemburg’daki istihdam yapısı yapay zekanın yaratacağı yeni fırsatlardan en fazla yararlanacak görünüyor. Raporda, Avrupa genelinde işlerin yaklaşık yüzde 30’unun yapay zekadan önemli ölçüde etkilenebileceği, ancak bu etkinin yönünün ülkelerin ekonomik yapısına ve işgücü profiline bağlı olduğu vurgulanıyor.
Almanya risk altında, Lüksemburg fırsat penceresinde
OpenAI’ın analizine göre, Almanya imalat ve idari destek hizmetlerindeki yoğun istihdamı nedeniyle yapay zeka kaynaklı otomasyona en açık ülke konumunda. Raporda, Almanya’daki işlerin yaklaşık yüzde 40’ının yapay zeka ile otomatize edilebilecek rutin görevler içerdiği tahmin ediliyor. Buna karşın, Lüksemburg’un finans, hukuk ve teknoloji gibi yüksek katma değerli hizmet sektörlerindeki yoğunlaşması, bu ülkede yapay zekanın işleri yok etmekten çok dönüştürmesini ve hatta yeni istihdam alanları yaratmasını bekleniyor.
Raporda ayrıca Fransa ve İtalya’nın orta düzeyde risk taşıdığı, İskandinav ülkelerinin ise dijital altyapı ve esnek işgücü piyasaları sayesinde uyum sürecini daha kolay atlatacağı belirtiliyor. Doğu Avrupa ülkelerinde ise düşük ücretli imalat ve çağrı merkezi gibi sektörlerdeki yoğunlaşma nedeniyle riskin yüksek olduğu ifade ediliyor.
AB politika yapıcıları için zorlu denklem
OpenAI başekonomisti, bulguların Avrupa Birliği’nin yapay zeka düzenlemesi ve işgücü politikaları açısından önemli çıkarımlar sunduğunu söyledi. "Her ülke aynı sorunla karşı karşıya değil" diyen ekonomist, "Almanya’nın ihtiyacı olan politika ile Lüksemburg’unki aynı olamaz. AB düzeyinde tek tip bir yaklaşım yerine, ulusal farklılıkları dikkate alan esnek çerçeveler geliştirilmeli" ifadelerini kullandı. Raporda, yapay zeka geçiş döneminde işini kaybedenlere yönelik sosyal güvenlik ağlarının güçlendirilmesi ve yeniden beceri kazandırma programlarının hızlandırılması gerektiği vurgulanıyor.
Dünya Ekonomik Forumu’nun geçen yıl yayımladığı bir raporda da yapay zekanın 2025 yılına kadar küresel çapta 85 milyon işi ortadan kaldırabileceği, ancak 97 milyon yeni iş yaratabileceği tahmin edilmişti. OpenAI’ın raporu, bu dönüşümün Avrupa’da adil ve dengeli bir şekilde yönetilmesi için ülke bazlı analizlerin kritik olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, imalat ve hizmet sektörlerindeki yapısı itibarıyla Almanya ve Doğu Avrupa ülkelerine benzer riskler taşıyor. Türkiye’de tekstil, otomotiv yan sanayi ve çağrı merkezleri gibi otomasyona açık sektörlerdeki istihdam yoğunluğu, yapay zeka dönüşümünde dikkatli politikalar izlenmesini gerektiriyor. AB üyesi olmamakla birlikte Gümrük Birliği ve ihracat bağımlılığı nedeniyle Avrupa’daki gelişmeler Türkiye’yi doğrudan etkileyecektir. Türkiye’nin, dijital dönüşüm ve yeniden beceri kazandırma programlarına yatırım yapması, ayrıca AB’nin yapay zeka düzenlemelerine uyum sağlaması ekonomik rekabet gücü açısından hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, Türkiye düşük maliyet avantajını kaybederken yüksek katma değerli üretime geçişte zorlanabilir.