Avrupa Birliği, teknoloji egemenliği hedefi doğrultusunda kendi dijital altyapısını ve bulut hizmetlerini geliştirme çabasını sürdürürken, bir yandan da ABD merkezli teknoloji devlerine olan bağımlılığı azaltmaya çalışıyor. Ancak uzmanlar, Brüksel'in bu süreçte Amerikan sağlayıcılarına erişimi fazla kısıtlaması durumunda, Avrupa'nın küresel rekabet gücüne zarar verebileceği uyarısında bulunuyor. Sorun, egemenlik hedefiyle ticari açıklık arasındaki hassas dengeyi korumak. Avrupa'nın teknoloji devleri Amazon Web Services, Microsoft Azure ve Google Cloud'a alternatifler yaratmak istemesi anlaşılabilir olsa da, bu sağlayıcılar olmadan Avrupa ekonomisinin önemli bir bölümünün dijitalleşme kapasitesi ciddi ölçüde daralabilir.
Teknoloji egemenliği arayışı ve riskler
AB Komisyonu, 2022'de Avrupa Veri Stratejisi ve GAIA-X projesiyle kıtanın bulut altyapısını yerelleştirmeyi hedefledi. Ancak bugüne kadar bu girişimlerin somut sonuçları sınırlı kaldı. Avrupa'nın en büyük bulut sağlayıcıları olan Alman SAP ve Fransız OVHcloud, ABD'li devlerin gerisinde kaldı. McKinsey'in 2023 raporuna göre Avrupa bulut pazarının yüzde 70'inden fazlası Amerikan şirketlerine ait. Avrupa'daki birçok işletme, ölçek ekonomisi ve yenilikçi hizmetler nedeniyle ABD'li sağlayıcıları tercih ediyor.
AB, Dijital Hizmetler Yasası ve Dijital Pazarlar Yasası gibi düzenlemelerle teknoloji şirketlerini denetliyor. 6 Nisan 2024'te yürürlüğe giren Veri Yasası, şirketlerin kullanıcı verilerini daha kolay taşımasını sağlarken, Amerikan sağlayıcıları için ek uyum maliyetleri getiriyor. Avrupalı yetkililer, veri egemenliğinin stratejik özerklik için kritik olduğunu vurguluyor. Ancak aşırı düzenleme, Avrupa'yı yeni nesil teknolojilere (yapay zeka, nesnelerin interneti, kuantum hesaplama) erişimde geri bırakabilir. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Eylül 2023'te yaptığı konuşmada, AB'nin teknolojik bağımsızlık arzusu ile küresel tedarik zincirlerine entegrasyon arasında denge kurması gerektiğini söyledi.
Küresel boyut: Atlantik ötesi gerilimler
ABD ile AB arasındaki teknoloji rekabeti, ticaret savaşları ve NATO içindeki ortaklıkla kesişiyor. 2023'te ABD, AB'yi Çin teknolojisine yönelik kısıtlamaları delmekle suçladı. Öte yandan AB'nin yapay zeka yasası, ChatGPT gibi ABD merkezli modelleri daha sıkı denetim altına alıyor. Bu durum, ABD'li teknoloji şirketlerinin Avrupa'daki yatırımlarını azaltmasına veya fiyatları artırmasına yol açabilir.
İngiltere, Brexit sonrası kendi teknoloji politikasını oluşturdu ve 2023'te ABD'li sağlayıcılarla daha esnek anlaşmalar yaptı. Buna karşın AB, dijital euro projesiyle ödeme sistemlerinde bağımsızlık kazanmayı hedefliyor. Ancak Avrupa'daki birçok banka, ABD'li Visa ve Mastercard'a bağımlı olduğunu belirterek değişimin maliyetli olacağını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'nın teknoloji egemenliği arayışı, küresel tedarik zincirlerinde bir kutuplaşmaya işaret ediyor. Türkiye, hem AB ülkeleriyle Gümrük Birliği ilişkisi hem de ABD'li teknoloji şirketlerine olan bağımlılığı nedeniyle bu dengede hassas bir konumda. AB'nin Amerikan sağlayıcılarına erişimi kısıtlaması, Türkiye'deki yazılım ihracatını ve teknoloji girişimlerinin küresel pazarlara açılmasını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi ulusal bulut girişimleri (Turkcell'in dijital platformları gibi) AB düzenlemelerine uyum sağlayarak yeni fırsatlar yakalayabilir. Ankara'nın, teknoloji konusunda ne tamamen AB'ye ne de ABD'ye bağımlı olmaktan kaçınarak çok yönlü bir strateji izlemesi gerekiyor.