Avrupa hisse senetlerini uzun süredir baskılayan zayıf kâr büyümesi geride kalıyor. İkinci çeyrek kâr raporlama sezonunun, bölge genelinde şirket kârlarında belirgin bir sıçramaya işaret etmesi bekleniyor. Analistler, Avrupa'nın önde gelen şirketlerinin bu çeyrekte yıllık bazda %10'un üzerinde kâr artışı kaydedebileceğini öngörüyor. Bu oran, son birkaç yılın en yüksek seviyesi olarak dikkat çekiyor.
Beklentileri Aşan Kâr Tahminleri
FactSet verilerine göre, Stoxx Europe 600 endeksindeki şirketlerin ikinci çeyrek kârlarının geçen yılın aynı dönemine göre ortalama %12 artması bekleniyor. Bu oran, 2022'nin ilk çeyreğinden bu yana en yüksek büyüme olacak. Özellikle enerji, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki şirketlerin güçlü performans göstermesi bekleniyor. Enerji fiyatlarındaki görece istikrar ve teknolojiye olan talebin devam etmesi, bu sektörlerdeki kârları destekliyor. Ayrıca, Avrupa Merkez Bankası'nın faiz artırımlarına ara vermesi ve resesyon korkularının azalması da şirketlerin önünü açıyor.
Ancak bazı ekonomistler, bu büyümenin sürdürülebilirliği konusunda temkinli. Beklenen kâr artışının büyük ölçüde geçen yılki düşük baz etkisinden kaynaklandığını, ayrıca jeopolitik riskler ve Çin ekonomisindeki yavaşlamanın talep üzerinde baskı yaratabileceğini belirtiyorlar.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa'daki bu olumlu görünüm, küresel ekonomik toparlanmanın sinyallerinden biri olarak okunuyor. ABD ve Asya'da da benzer eğilimler görülürken, Avrupa'nın bu döngüde öne çıkması dikkat çekiyor. Analistler, Avrupa Merkez Bankası'nın gevşek para politikasını sürdürmesinin ve enerji krizinin hafiflemesinin, bölgesel şirketlerin rekabet gücünü artırdığını vurguluyor. Öte yandan, Çin'deki talep daralması ve ABD-Çin ticaret gerilimleri, Avrupa ihracatçıları için risk oluşturmaya devam ediyor. Yine de ikinci çeyrek verileri, yatırımcıların Avrupa varlıklarına olan ilgisini canlandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'daki kâr büyümesi, Türkiye ekonomisi için karmaşık sinyaller taşıyor. Bir yandan Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa'nın güçlenmesi, Türk ihracatçıları için olumlu bir talep artışı anlamına geliyor. Özellikle otomotiv ve tekstil sektörlerinde Avrupa'ya yapılan ihracatın artması beklenebilir. Diğer yandan, güçlü Avrupa şirketleri Türk firmalarıyla rekabette daha avantajlı hale gelebilir. Ayrıca, bu büyüme Avrupa Merkez Bankası'nın faiz indirimlerini ertelemesine neden olursa, Türkiye'nin dış finansman maliyetleri artabilir. Dolayısıyla gelişme, kısa vadede ihracat gelirlerini desteklerken orta vadede makroekonomik dengeler üzerinde baskı oluşturabilir.