Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşla birlikte tam anlamıyla ortaya çıkan saldırganlığı ve ABD yönetiminin giderek daha düşmanca bir tutum takınması karşısında, Avrupa Birliği'nin acilen bir savunma birliği kurma yönünde ilerleme kaydetmesi gerekiyor. Ancak bu, Fransa ve Almanya'nın henüz ortaya koyamadığı türden bir liderliği gerektiriyor. Avrupa'nın güvenliği artık yalnızca NATO'ya veya ABD'nin koruyucu şemsiyesine güvenemeyecek kadar kırılgan bir hal almış durumda. Bu nedenle, kıtanın kendi ayakları üzerinde durması ve küresel bir aktör olarak bağımsız bir savunma politikası izlemesi kaçınılmaz hale gelmiştir.
Rusya Tehdidi ve ABD Desteğinin Sorgulanması
Ukrayna savaşı, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde derin çatlaklar oluşturdu. Rusya'nın askeri kapasitesi ve siyasi iradesi, Avrupa topraklarında doğrudan bir tehdit olarak algılanıyor. Aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa'nın savunma harcamalarını artırması yönündeki baskıları ve NATO'nun geleceğine dair belirsizlikler, Avrupa ülkelerini kendi savunmalarını ciddi şekilde düşünmeye itiyor. Trump'ın Avrupa'yı "yük olarak" gören söylemleri ve Rusya'ya yönelik çelişkili tutumu, transatlantik ittifakın güvenilirliğini sarsmış durumda. Bu bağlamda, Avrupa'nın stratejik özerklik arayışı sadece bir tercih değil, bir zorunluluk haline gelmiştir.
Fransa-Almanya Liderliğinin Eksikliği
Avrupa savunma birliğinin temel taşı olması beklenen Fransa ve Almanya arasındaki işbirliği, bugüne kadar beklentileri karşılamaktan uzak kaldı. Fransa, nükleer caydırıcılık ve askeri müdahale kapasitesiyle öne çıkarken; Almanya, ekonomik gücüne rağmen askeri alanda temkinli bir duruş sergiliyor. İki ülke arasındaki vizyon farklılıkları ve tarihsel çekinceler, ortak bir savunma politikasının oluşturulmasını engelliyor. Oysa Avrupa'nın karşı karşıya olduğu meydan okumaların üstesinden gelebilmesi için Paris ve Berlin arasında güçlü bir siyasi mutabakata ihtiyaç var. Özellikle Avrupa ordusunun kurulması, ortak silah programları ve koordineli bir dış politika için bu liderlik kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'nın savunma birliği arayışı, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türkiye, NATO'nun önemli bir üyesi olarak Avrupa güvenliğinde kilit bir rol oynuyor; ancak Avrupa'nın kendi savunma yapısını oluşturması, Türkiye'yi dışlayıcı bir tutum sergilemesi halinde Ankara'nın stratejik önemini azaltabilir. Diğer yandan, Türkiye'nin savunma sanayiindeki kabiliyetleri ve coğrafi konumu, Avrupa ile işbirliği için güçlü bir temel sunuyor. Bu gelişme, Türk dış politikasının AB ile ilişkilerini yeniden tanımlamasına ve savunma alanında ortak projelere yönelmesine imkan verebilir. Ancak Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecindeki belirsizlikler ve Kıbrıs gibi konulardaki anlaşmazlıklar, bu potansiyelin gerçekleşmesini engelliyor.