Avrupa kıtası, iklim değişikliğinin etkileriyle giderek daha fazla boğuşurken, ulaşım altyapısı da bu yeni gerçekliğe uyum sağlamakta zorlanıyor. Uzmanlar, kıtanın demiryolu ve karayolu ağlarının büyük ölçüde artık var olmayan bir iklim için tasarlandığını ve bu durumun hem altyapıda ciddi hasarlara yol açtığını hem de yolcu ve yük taşımacılığında aksamalara neden olduğunu belirtiyor. İklim değişikliğinin yol açtığı aşırı sıcaklıklar, kuraklıklar ve ani sel baskınları, Avrupa'nın ulaşım sistemlerini benzeri görülmemiş bir stres testine tabi tutuyor.
Demiryolları Neden Etkileniyor?
İklim değişikliği konusunda uzmanlaşmış bir mühendis olan Dr. Martin Köhler'e göre, Avrupa'nın demiryolu ağları, bazıları 150 yıldan daha eski olan ve o dönemdeki daha soğuk ve daha öngörülebilir iklim koşullarına göre tasarlanmış binlerce kilometrelik raylardan oluşuyor. Bu sistemler, günümüzde yaşanan aşırı sıcaklık dalgalarıyla başa çıkmak için tasarlanmamış. Sıcaklıkların 40 dereceyi aştığı dönemlerde raylar genleşerek hattın eğrilmesine (“kobra etkisi” olarak bilinen olay) ve hatta kırılmalara neden olabiliyor. Bu durum, trenlerin hızlarını düşürmesine, hatta bazı hatların tamamen kapanmasına yol açıyor. Ağustos 2022'de İngiltere'de yaşanan rekor sıcaklıkta, bazı demiryolu hatları onarılamaz şekilde eğrilmiş ve hizmet dışı kalmıştı.
Elektrikli trenlerin çalıştığı havai hatlar da sıcaklıktan olumsuz etkileniyor. Kabloların sarkması, enerji iletiminde kesintilere ve hızlı trenlerin güvenliğini tehlikeye atacak durumlara yol açabiliyor. Avrupa genelinde demiryolu operatörleri, sıcak hava dalgaları sırasında hız limitlerini düşürmek ve yolcuları alternatif ulaşım araçlarına yönlendirmek zorunda kalıyor. Özellikle yoğun yük taşımacılığının yapıldığı hatlarda, bu tür kısıtlamalar ekonomiye doğrudan zarar veriyor. Almanya, Fransa ve İspanya gibi ülkelerde, yaz aylarında sık sık tren seferlerinin iptal edilmesi veya gecikmesi artık olağan hale geldi. Bu durum, demiryollarının iklim değişikliğine uyum sağlaması için milyarlarca avroluk yatırım yapılması gerektiğini ortaya koyuyor.
Karayolları ve Köprüler Üzerindeki Etkisi
Karayolları da iklim değişikliğinden nasibini alıyor. Asfaltın yüksek sıcaklıklarda erimesi ve tekerlek izlerinin oluşması, sürüş güvenliğini ciddi biçimde tehdit ediyor. Özellikle otoyollarda ve yoğun trafikli yollarda, sıcaklığın 35 dereceyi aşması durumunda asfaltın taşıma kapasitesi düşüyor, çatlaklar ve çukurlar oluşuyor. Bu durum, hem araçlara hem de sürücülere ek maliyet getiriyor. Ayrıca köprüler ve viyadükler, aşırı sıcaklık nedeniyle genleşme derzlerinde hasar görebiliyor; betonun çatlamasına ve demir donatıların korozyona uğramasına yol açıyor. İtalya ve İspanya gibi ülkelerde, bu yaz aylarında köprülerde yapısal hasarlar nedeniyle kısmi kapanmalar yaşandı.
Diğer bir sorun ise aşırı sıcaklıkların ardından gelen ani ve şiddetli yağışların yol açtığı sel baskınları. Altyapı, bu tür ekstrem hava olaylarına dayanacak şekilde inşa edilmediği için, yollar hızla kullanılamaz hale gelebiliyor; toprak kaymaları ve heyelanlar nedeniyle yollar haftalarca kapalı kalabiliyor. İklim modelleri, bu tür aşırı hava olaylarının Avrupa'da daha sık ve daha şiddetli hale geleceğini öngörüyor. Bu da ulaşım altyapısının iklim değişikliğine uyum sağlamak için köklü bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Uzmanlar, yeni altyapı projelerinin artık gelecekteki iklim koşullarına göre tasarlanması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca mevcut hatların da belirli aralıklarla iklim risklerine karşı değerlendirilmesi ve güçlendirilmesi gerekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa'nın karşı karşıya olduğu bu durum, küresel bir sorunun yalnızca en görünür örneğini oluşturuyor. Dünya genelinde şehirler ve ülkeler artan sıcaklıkların ulaşım altyapısı üzerindeki etkileriyle başa çıkmaya çalışıyor. Yapılan araştırmalar, 2050 yılına kadar küresel sıcaklıkların 1,5 santigrat derece daha artması durumunda, Avrupa'daki demiryolu raylarının yaklaşık %30'unun sıcaklık kaynaklı hasarlara maruz kalacağını öngörüyor. Bu da sadece maddi hasar değil, aynı zamanda ekonomik kayıplar ve yolcuların günlük yaşamında büyük aksamalar anlamına geliyor.
Avrupa Birliği, bu sorunu ele almak için “Uyum ve Altyapı İçin AB Fonları” aracılığıyla üye ülkelere mali destek sağlıyor. Ancak bu fonlar, ülkelerin mevcut altyapıyı iklim değişikliğine uyumlu hale getirmek için yapması gereken devasa yatırımların yanında oldukça sınırlı kalıyor. Öte yandan, iklim değişikliği nedeniyle ulaşım sektöründe de önemli bir paradigma değişikliği yaşanıyor. Daha fazla demiryolu ve toplu taşıma kullanımını teşvik etmek, fosil yakıt bağımlılığını azaltarak sera gazı emisyonlarını düşürme hedefiyle örtüşüyor. Ancak bu hedefe ulaşılması için önce mevcut sistemlerin iklim değişikliğine dayanıklı hale getirilmesi gerekiyor. Bu da demiryollarının tren yolculuklarını daha cazip bir ulaşım alternatifi haline getirme çabalarıyla çelişiyor; çünkü yaşanan aksaklıklar, güvenilirliği zedeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'daki bu gelişme, Türkiye için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'nin büyük bir bölümü Akdeniz iklim kuşağında yer aldığı için, aşırı sıcak hava dalgaları ve su stresi gibi iklim değişikliği etkilerine karşı daha savunmasız. Özellikle hızlı nüfus artışı ve şehirleşme ile birlikte artan ulaşım ihtiyacı, altyapının iklim değişikliğine uyumlu hale getirilmesini hayati bir öncelik haline getiriyor. Türkiye'nin özellikle yüksek hızlı tren hatları ve yeni otoyol projeleri, iklim riskleri göz önünde bulundurularak geleceğe dönük olarak planlanmalı. Ayrıca Türkiye, Avrupa ile entegre ulaşım ağları sayesinde Avrupa'daki bu sorunlardan doğrudan etkilenebilir. Bu nedenle, Türkiye’nin iklim değişikliğinin ulaşım üzerindeki etkilerini öngörerek stratejik yatırımlar yapması, ekonomik istikrar ve toplumsal refah açısından kritik önem taşıyor.