Fransa'nın önde gelen üniversitelerinden Sciences Po'nun direktörü Luis Vassy, Avrupa'nın ekonomik gerilemesinin Qing Hanedanı'nın son dönemlerindeki çöküşten daha mı hızlı olduğu sorusunu gündeme getirdi. Vassy'nin bu çarpıcı analizi, hem Avrupa'da hem de Çin'de geniş yankı uyandırdı. Avrupa Birliği'nin dünya ekonomisindeki payı hızla düşerken, bu durumun tarihsel bir paralellik taşıyıp taşımadığı tartışılıyor.
Gelişmenin arka planı
Luis Vassy, Avrupa'nın küresel ekonomideki ağırlığının azalmasını, Qing Hanedanı'nın 19. yüzyılın sonlarındaki gerilemesine benzetiyor. Qing döneminde Çin, dünyanın en büyük ekonomisi konumundan hızla düşerek yarı-sömürge bir duruma gelmişti. Vassy, Avrupa'nın mevcut durumunun da benzer bir yörüngede olduğunu iddia ediyor.
Avrupa Birliği'nin dünya GSYİH'sındaki payı, 2000 yılında yaklaşık yüzde 26 iken, 2023 itibarıyla yüzde 15'in altına düştü. Bu düşüş, özellikle Çin ve Hindistan gibi yükselen ekonomiler karşısında Avrupa'nın rekabet gücünü kaybettiğini gösteriyor. Vassy, bu durumun yapısal olduğunu ve kısa vadede çözülemeyeceğini savunuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Vassy'nin analizi, Avrupa'nın karşı karşıya olduğu zorlukları daha geniş bir perspektiften ele alıyor. Enerji krizi, yaşlanan nüfus, dijital dönüşümdeki gecikmeler ve jeopolitik gerilimler, Avrupa'nın ekonomik gerilemesinin temel nedenleri arasında gösteriliyor. Öte yandan Çin, 19. yüzyıldaki gerilemesinin ardından 20. yüzyılda toparlanmayı başarmıştı. Vassy, bu tarihsel deneyimin Avrupa için bir uyarı niteliğinde olduğunu belirtiyor.
Tartışma, özellikle Çin ve Avrupa arasındaki ekonomik bağımlılık ilişkilerini de yeniden gündeme taşıdı. Avrupa'nın Çin'e olan enerji ve ticaret bağımlılığı, bu gerilemenin daha da hızlanmasına yol açabilir. Uzmanlar, Avrupa'nın rekabet gücünü artırmak için yapısal reformlara ve teknolojik yatırımlara ihtiyacı olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'nın ekonomik gerilemesi, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, Avrupa Birliği ile gümrük birliği anlaşması ve yakın ticari ilişkiler nedeniyle Avrupa ekonomisindeki durgunluktan doğrudan etkileniyor. Öte yandan, Avrupa'dan çıkan sermaye ve yatırımların yön değiştirmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için avantajlı olabilir. Ancak, Avrupa'nın jeopolitik zayıflaması, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu da sorgulatabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin çok yönlü dış politikasını daha da önemli hale getiriyor.