Geçtiğimiz hafta Yeni Delhi'de bir araya gelen Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (Quad) ülkelerinin dışişleri bakanları, tıpkı önceki toplantılarda olduğu gibi tedarik zinciri dayanıklılığı, telekomünikasyon güvenliği ve deniz alanı farkındalığı gibi konuları masaya yatırdı. Ancak bu kez gündem maddeleri daha da genişlemiş, alt yapı projelerinden siber güvenliğe kadar yeni alanları kapsar hale gelmişti. Toplantının en dikkat çekici yanı ise, değişen gündeme rağmen Quad'ın temel misyonunun hala net bir şekilde tanımlanmamış olmasıydı.
Değişen Gündem, Belirsiz Misyon
Quad; ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan'dan oluşan bir güvenlik diyaloğu olarak 2004 yılında Hint Okyanusu'ndaki tsunaminin ardından kuruldu. Ancak özellikle 2017'den itibaren Çin'in artan askeri ve ekonomik nüfuzuna karşı bir denge unsuru olarak yeniden canlandırıldı. O tarihten bu yana Quad, yıllık zirveler düzenler hale geldi ve gündemi sürekli genişledi.
Son toplantıda da bu genişlemenin izleri görüldü. Bakanlar, yarı iletken tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi, 5G ve 6G ağlarının güvenliği, denizaltı kablolarının korunması gibi teknik konuların yanı sıra, Ukrayna savaşı ve Gazze'deki insani kriz gibi küresel meseleleri de ele aldı. Ancak bu kadar geniş bir yelpazedeki konu başlığı, ittifakın odak noktasının dağılmasına yol açıyor.
Uzmanlar, Quad'ın asıl varoluş sebebinin Çin'in baskınlığına karşı koymak olduğunu, ancak üye ülkelerin Çin ile farklı ekonomik ilişkileri ve jeopolitik öncelikleri olduğunu vurguluyor. Hindistan ve Japonya, Çin ile sınır anlaşmazlıkları ve ticaret bağımlılığı arasında hassas bir denge kurarken, Avustralya da Çin'in en büyük ticaret ortağı konumunda. Bu durum, ittifakın ortak bir tehdit algısı üzerine inşa edilmesini zorlaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Quad'ın genişleyen gündemi, aslında Asya-Pasifik bölgesindeki stratejik dönüşümün bir yansıması. ABD'nin öncülüğünde şekillenen bu yapı, AUKUS ve Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi (IPEF) gibi diğer inisiyatiflerle birlikte, bölgede Çin merkezli bir düzenin alternatifini oluşturmayı hedefliyor. Ancak bu çok katmanlı ve birbiriyle örtüşen ittifaklar ağı, net bir stratejik vizyon yerine ad hoc bir işbirliği modeline işaret ediyor.
Çin ise Quad'ı 'Asya NATO'su olarak nitelendirerek sert bir dille eleştiriyor. Pekin yönetimi, bu tür yapıların bölgesel istikrarı bozduğunu ve kutuplaşmayı derinleştirdiğini savunuyor. Buna karşılık Quad ülkeleri, odaklarının Çin ile rekabet değil, ortak değerler ve çıkarlar etrafında işbirliği olduğunu vurguluyor. Özellikle deniz güvenliği, afet yardımı ve aşı diplomasisi gibi somut sonuçlar üreten alanlarda yaptıkları çalışmalara dikkat çekiyorlar.
Bununla birlikte, Quad'ın kurumsallaşma ve daimi bir sekretarya oluşturma yönünde adımlar atmaması, ittifakın geçici ve esnek yapısını koruma arzusunu gösteriyor. Üye ülkeler, bağlayıcı anlaşmalar yerine gönüllü işbirliğini tercih ediyor. Bu da Quad'ın kırılganlığını artıran bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Asya-Pasifik bölgesinde doğrudan bir Quad üyesi olmamakla birlikte, bu oluşumun bölgesel dengeler üzerindeki etkisi yakından izlenmelidir. Özellikle Hindistan ile gelişen savunma işbirliği ve Japonya ile nükleer enerji alanındaki ortaklıklar, Türkiye'nin Quad üyesi ülkelerle ilişkilerini derinleştirmektedir. Öte yandan, Çin ile artan ticaret ve yatırım ilişkileri, Türkiye'nin Quad-Çin rekabetinde dengeli bir pozisyon almasını gerektirmektedir. Ayrıca, Quad'ın odaklandığı tedarik zinciri güvenliği ve enerji koridorları konuları Türkiye'nin stratejik konumu açısından fırsatlar sunabilir. Ancak Türkiye'nin kendi bölgesinde artan jeopolitik gerilimler nedeniyle dikkatli bir denge politikası izlemesi önem taşımaktadır.