AstraZeneca'nın Üst Yöneticisi (CEO) Sir Pascal Soriot, ilaç devinin ABD ile varılan ticaret anlaşmasının ardından Avrupa ülkelerinin yenilikçi ilaçlara daha fazla bütçe ayırmaması halinde kıtaya yeni ilaçların tedarikini durdurabilecekleri uyarısında bulundu. Financial Times'a konuşan Soriot, “ABD pazarına odaklanacağız ve Avrupa'ya yeni ilaçlarımızı vermekten vazgeçebiliriz” ifadelerini kullandı. İngiliz-İsveç ortaklığındaki şirketin başındaki isim, ABD'de enflasyonu düşürmeye yönelik yasal düzenlemeler kapsamında ilaç fiyatlarının aşağı çekilmesiyle Avrupa'nın rekabet avantajını kaybedeceğini savundu.
Arka plan: ABD-İngiltere ticaret anlaşmasının ilaç sektörüne yansımaları
İngiltere'nin ABD ile müzakere ettiği yeni ticaret anlaşması, ilaç sektöründe önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Anlaşma kapsamında ABD, İngiliz ilaç firmalarına daha kolay pazar erişimi sağlayacak; buna karşılık İngiltere, ABD'li ilaç firmalarının fiyatlandırma politikalarına daha fazla esneklik tanıyacak. Ancak Avrupa Birliği üyesi ülkeler, halihazırda ilaç fiyatlarını kamu bütçeleri üzerindeki yükü azaltmak için sıkı bir şekilde denetliyor.
Soriot, “Eğer Avrupa firmalarımızın Ar-Ge harcamalarını karşılamak için yeterli fiyatlandırma yapmazsa, o zaman yeni ilaçları önce ABD'ye, sonra Asya'ya, en son Avrupa'ya sunarız” dedi. AstraZeneca'nın 2023 yılı Ar-Ge bütçesi 10,8 milyar dolar olarak açıklanmıştı; bu rakam şirketin cirosunun yaklaşık yüzde 24'üne denk geliyor. Şirket, özellikle kanser ve nadir hastalıklar alanında yeni tedaviler geliştirmek için yoğun yatırım yapıyor.
Avrupa Komisyonu'nun ilaç stratejisi kapsamında 2024 yılında yayımladığı raporda, AB ülkelerinde ilaç fiyatlarının ortalama yüzde 30 daha düşük olduğu belirtiliyor. Ancak bu durum, Avrupalı hastaların yeni ilaçlara erişimini geciktiriyor. Avrupa İlaç Ajansı (EMA) verilerine göre, ABD'de onaylanan yeni ilaçların yalnızca yüzde 60'ı iki yıl içinde Avrupa pazarına girebiliyor.
Küresel boyut: İlaç tedarik zincirinde yeni dengeler
AstraZeneca'nın açıklamaları, küresel ilaç tedarik zincirinde yaşanan dönüşümün bir yansıması olarak görülüyor. ABD, 2022 yılında yürürlüğe giren Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) ile Medicare kapsamındaki ilaç fiyatlarını müzakerelere açarken, aynı zamanda yerli üretimi teşvik eden vergi indirimleri sağladı. Bu durum, İngiltere ve AB gibi geleneksel pazar aktörlerini zorluyor.
Uzmanlar, Soriot'un uyarısının aslında tüm büyük ilaç firmalarının benimsediği bir stratejiyi yansıttığını belirtiyor. Pfizer, Merck ve Roche gibi devler de son yıllarda ABD pazarına ağırlık verirken, Avrupa'da fiyatlandırma baskısı nedeniyle yeni ilaç lansmanlarını geciktiriyor. Küresel ilaç pazarı 2024 yılında 1,6 trilyon dolara ulaştı; bunun yaklaşık yüzde 43'ü ABD'de, yüzde 24'ü Avrupa'da gerçekleşti.
Salgın döneminde Kovid-19 aşısını Oxford Üniversitesi iş birliğiyle geliştiren AstraZeneca, kar amacı gütmeyen bir fiyatlandırma politikası izlemişti. Ancak şirket, sonraki dönemde aşı tedarikinde yaşanan gecikmeler ve Avrupa Birliği ile yaşadığı sözleşme ihtilafları nedeniyle eleştirilmişti. Soriot'un son açıklamaları, şirketin gelecekte ticari odaklı bir strateji benimseyeceğinin sinyalleri olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AstraZeneca'nın Avrupa'ya yeni ilaç tedarikini durdurma tehdidi, Türkiye gibi ilaç ithalatına bağımlı ülkeler için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'deki ilaç pazarının yüzde 50'den fazlası ithal ürünlerden oluşuyor; yenilikçi ilaçların neredeyse tamamı yabancı firmalar tarafından sağlanıyor. Eğer Avrupa ülkeleri yeni ilaçlara erişimde zorluk yaşarsa, Türkiye'nin de bu tedarik krizinden etkilenme riski bulunuyor. Özellikle kanser tedavisinde kullanılan hedefe yönelik ilaçlar ve biyoteknolojik ürünlerde dışa bağımlılık kritik boyutlarda. Türkiye'nin, Sağlık Bakanlığı ve SGK aracılığıyla ilaç fiyatlandırma politikalarını gözden geçirmesi ve yerli ilaç üretimine yönelik teşvikleri artırması gerekebilir. Bu gelişme, aynı zamanda Türkiye'deki ilaç firmaları için bir fırsat penceresi de açıyor; yerli üretim kapasitesi artırılırsa hem iç pazar korunabilir hem de bölgesel tedarik merkezi olma potansiyeli doğabilir.