Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN), sıklıkla çözemediği siyasi krizlerle eleştirilirken, büyük felaketlere hazırlık konusunda yürüttüğü düşük profilli çalışmalar gözden kaçıyor. S. Rajaratnam Uluslararası Çalışmalar Okulu'ndan Lim Junli ve Ian Li'nin kaleme aldığı yorum yazısına göre, örgütün afet yönetimi alanındaki sessiz diplomasisi, bir sonraki ölümcül felaket kapıya dayandığında hayat kurtarabilir.
ASEAN'ın Görünmeyen Afet Diplomasisi
ASEAN, kurulduğu 1967'den bu yana ekonomik işbirliği ve bölgesel istikrarı teşvik etmeyi amaçlasa da, Myanmar'daki askeri darbe veya Güney Çin Denizi'ndeki anlaşmazlıklar gibi siyasi konularda etkisiz kalmakla sık sık eleştiriliyor. Ancak Lim ve Li, örgütün afet yönetimi alanında kayda değer bir altyapı oluşturduğunu vurguluyor. 2004 Hint Okyanusu depremi ve tsunamisi sonrası yaşanan yıkım, bölgesel işbirliğinin önemini acı bir şekilde göstermişti. Bu deneyim, ASEAN ülkelerini afet hazırlığı konusunda daha koordineli adımlar atmaya yöneltti. 2005 yılında ASEAN Afet Yönetimi ve Acil Durum Müdahale Anlaşması (AADMER) imzalandı ve 2009'da yürürlüğe girdi. Bu anlaşma, üye ülkeler arasında erken uyarı sistemleri, kaynak paylaşımı ve ortak tatbikatlar gibi mekanizmalar oluşturdu. Ayrıca 2011'de kurulan ASEAN İnsani Yardım ve Afet Yönetimi Koordinasyon Merkezi (AHA Centre), bölgesel müdahale kapasitesini güçlendirdi. Merkez, afet lojistiği, bilgi yönetimi ve acil durum stoklarının koordinasyonundan sorumlu. Lim ve Li, bu kurumların siyasi gündemin dışında kalmasının, onların etkinliğini azaltmadığını, aksine sürdürülebilir işbirliği için zemin hazırladığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güneydoğu Asya, coğrafi konumu itibarıyla deprem, tsunami, tayfun, sel ve volkanik patlamalar gibi doğal afetlere son derece açık bir bölge. Dünya Bankası verilerine göre, bölge nüfusunun büyük bir kısmı afet riski altında yaşıyor. İklim değişikliğinin etkisiyle aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddeti artıyor. Bu durum, ASEAN'ın afet hazırlığı çalışmalarını daha da kritik hale getiriyor. Örgütün bu alandaki çabaları, sadece üye ülkeler için değil, küresel afet yönetimi mimarisi için de önemli bir model oluşturuyor. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar, ASEAN'ın deneyimlerinden yararlanabilir. Ayrıca, afet yardımlarının hızlı ve etkili bir şekilde ulaştırılması, bölgesel istikrar ve ekonomik kalkınma için de hayati önem taşıyor. Lim ve Li, ASEAN'ın siyasi krizlerdeki yetersizliğinin gölgesinde kalan bu çalışmaların, örgütün aslında somut sonuçlar üretebildiğini gösterdiğini savunuyor. Ancak yazarlar, afet hazırlığının yeterli olmadığını, iklim değişikliğine uyum ve dirençlilik inşasının daha fazla kaynak ve siyasi irade gerektirdiğini de ekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ASEAN'ın afet hazırlığı konusundaki deneyimi, deprem kuşağında yer alan Türkiye için doğrudan dersler içeriyor. Türkiye, 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından afet yönetimi ve bölgesel işbirliği mekanizmalarının önemini bir kez daha gördü. ASEAN'ın AADMER ve AHA Centre gibi yapıları, Türkiye'nin kendi afet diplomasisini güçlendirmesi ve komşu ülkelerle ortak tatbikatlar düzenlemesi için örnek teşkil edebilir. Ayrıca, Türkiye'nin insani yardım ve afet müdahale kapasitesi, bölgesel bir koordinasyon merkezi oluşturmasına olanak tanıyabilir. Bu tür bir girişim, Türkiye'nin yumuşak gücünü artırırken, aynı zamanda kendi güvenliğine de katkı sağlayacaktır.