Kenya'da polisin üç yıldan uzun süre önce açlık tarikatına bağlı toplu mezarları ortaya çıkarmasının ardından, vaiz Paul Mackenzie 190 çocuk ve bir yetişkinin ölümünden cinayet suçlamasıyla mahkum edildi. Mombasa Yüksek Mahkemesi'nde görülen davada mahkeme, Mackenzie'nin takipçilerini ölüme sürüklediğini tespit etti. Karar, ülkenin en büyük toplu ölüm olaylarından birinde uzun süredir beklenen yargı sürecinin ilk önemli aşaması olarak kayda geçti.
Olayın arka planı: Açlık tarikatı nasıl ortaya çıktı?
Paul Mackenzie, Kenya'nın kıyı bölgesinde yer alan Kilifi ilçesine bağlı Shakahola ormanında kendisine ait bir yerleşim yeri kurdu. Vaiz, takipçilerine dünyanın sonunun yaklaştığını ve kurtuluşa ermek için açlık grevi yapmaları gerektiğini vaaz ediyordu. 2023 yılının Nisan ayında polisin bölgede yaptığı kazılarda çok sayıda sığ mezar bulundu. Yetkililer, ilk etapta 400'den fazla kişinin kayıp olduğunu bildirdi. Cesetlerin bir kısmının çocuklara ait olduğu ve bazılarının organlarının alınmış olabileceği yönünde iddialar ortaya atıldı.
Olayın ortaya çıkmasının ardından Kenya hükümeti bölgede geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Mackenzie ve beraberindeki 30'dan fazla kişi gözaltına alındı. Dava süreci boyunca mahkeme, sanıkların takipçilerini sistematik olarak açlığa terk ettiğini ve tıbbi yardım almalarını engellediğini dinledi. Savcılık, Mackenzie'nin "kurbanlarını iradesiyle ölüme sürükleyen bir lider" olduğunu vurguladı.
Karar, 190 çocuk ve bir yetişkinin ölümüyle ilgili cinayet suçlamalarını kapsıyor. Mahkeme ayrıca Mackenzie'yi yasa dışı topluluk oluşturmak ve çocuk haklarını ihlal etmekle de suçlu buldu. Sanığın avukatları karara itiraz edeceklerini açıkladı. Cezanın önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor; cinayet suçundan mahkumiyet Kenya yasalarına göre ömür boyu hapis cezasını gerektirebilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Tarikatlar ve devlet denetimi
Shakahola trajedisi, Kenya'da dini grupların denetlenmesi konusundaki eksiklikleri gün yüzüne çıkardı. Ülkede binlerce bağımsız kilise ve tarikat faaliyet gösteriyor; bunların önemli bir kısmı resmi kayıt altında değil. Olayın ardından Kenya hükümeti, dini kuruluşların kayıt ve denetim süreçlerini sıkılaştırmayı vaat etti. Ancak eleştirmenler, somut adımların atılmadığını ve benzer yapıların hâlâ faaliyet gösterdiğini belirtiyor.
Uzmanlar, olayın sadece Kenya'ya özgü olmadığını, Sahra Altı Afrika'nın birçok ülkesinde yoksulluk, eğitim eksikliği ve zayıf devlet denetimi nedeniyle dini tarikatların istismara açık alanlar oluşturduğunu ifade ediyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, çocukların korunması ve dini istismarın önlenmesi için daha etkili yasal çerçeveler çağrısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), olayın ardından yaptığı açıklamada, çocukların her türlü istismardan korunması gerektiğini vurguladı.
Dava, Kenya yargısı için de bir sınav niteliğinde. Süreç boyunca tanık koruma ve delil toplama konusunda sorunlar yaşandığı basına yansıdı. Kararın ardından mağdur ailelerinin adalet arayışı bir ölçüde karşılık bulmuş olsa da, kayıpların akıbetinin tam olarak aydınlatılması için daha fazla çalışma gerekiyor. Yetkililer, Shakahola ormanındaki kazı çalışmalarının devam ettiğini ve yeni mezarların bulunabileceğini belirtiyor.
Paul Mackenzie davası, dünya genelinde dini liderlerin sınırsız otoritesinin yol açabileceği felaketlerin çarpıcı bir örneği olarak hatırlanacak. Olay, inanç özgürlüğü ile devlet denetimi arasındaki dengeyi yeniden tartışmaya açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de son yıllarda bazı dini yapıların denetimi ve çocuk istismarı konusunda kamuoyunda hassasiyet artmış durumda. Kenya'daki bu trajedi, devletin dini gruplar üzerindeki denetiminin ve çocuk koruma mekanizmalarının önemini bir kez daha gösteriyor. Türkiye, bölgesel bir güç olarak Afrika Boynuzu'nda insani yardım ve kalkınma projeleri yürütüyor; bu tür olaylar, sahada eğitim ve sosyal koruma programlarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca uluslararası toplumun tarikatlarla mücadele ve dini istismarın önlenmesi konusunda işbirliği yapması, Türkiye'nin de destekleyebileceği bir gündem maddesi olabilir.