Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ile Çin arasında yıllardır süren Güney Çin Denizi'nde Davranış Kuralları (COK) müzakerelerinin, Ekim ayında düzenlenmesi planlanan ASEAN Zirvesi'nde sonuçlanması beklenmiyor. Bölge uzmanları, Pekin yönetiminin uluslararası anlaşmalara sık sık riayet etmediğini belirterek, COK metninin uygulanabilir mekanizmalarla donatılmaması halinde sembolik bir belge olmaktan öteye geçemeyeceği uyarısında bulunuyor. Taraflar arasındaki temel ayrışma, anlaşmanın bağlayıcılığı ve uyuşmazlık çözüm mekanizmaları üzerinde yoğunlaşıyor.
Gelişmenin arka planı: 20 yıllık müzakere süreci
ASEAN ile Çin arasında Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik anlaşmazlıklarını yönetmek amacıyla başlatılan COK müzakereleri, 2002 yılında imzalanan Tarafların Güney Çin Denizi'ndeki Davranışlarına İlişkin Deklarasyon'a (DOC) dayanıyor. DOC, tarafları tek taraflı eylemlerden kaçınmaya ve gerilimi artırıcı faaliyetleri durdurmaya çağırıyor ancak bağlayıcı bir mekanizmaya sahip değil. 2012 yılında başlatılan müzakereler, zaman zaman ilerleme kaydetse de kritik konularda tıkanmış durumda. Çin, anlaşmanın yalnızca temel prensipler içermesini ve askeri tatbikatlar gibi konuları kapsamamasını isterken; ASEAN üyeleri, özellikle Vietnam ve Filipinler, bağlayıcı ve denetlenebilir bir çerçeve talep ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Rekabetin odağındaki deniz
Güney Çin Denizi, dünya deniz ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapması ve zengin hidrokarbon rezervleri nedeniyle stratejik öneme sahip. Çin, bu bölgede dokuz çizgi olarak bilinen geniş bir egemenlik iddiasında bulunurken; Brunei, Malezya, Filipinler, Tayvan ve Vietnam da bölgede hak iddia ediyor. 2016 yılında Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi, Çin'in iddialarının büyük ölçüde temelsiz olduğuna hükmetmiş olsa da Pekin kararı tanımadığını açıkladı. ABD, bölgede serbest seyrüsefer operasyonları düzenleyerek Çin'in iddialarına karşı koyuyor. Analistlere göre, bağlayıcı bir COK olmaması durumunda Çin'in yapay ada inşaatları ve askeri varlığını artırmasıyla gerilim daha da tırmanabilir. Öte yandan, Çin'in kendisine yakın bazı ASEAN üyeleri olan Kamboçya ve Laos üzerindeki nüfuzu, birliğin ortak bir tutum belirlemesini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki bu gelişmeler, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel ticaret yollarının güvenliği açısından yakından izlenmelidir. Hint-Pasifik bölgesindeki gerilimlerin artması, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir ve Türkiye'nin ihracat pazarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Çin ile ABD arasındaki rekabetin derinleşmesi, Türkiye'nin bu iki güç arasında denge politikası izlemesini zorunlu kılmaktadır. Türkiye, ASEAN ülkeleriyle ticari ilişkilerini çeşitlendirirken, bölgedeki nüfuz mücadelelerinde taraf olmaktan kaçınmalıdır. Nihayetinde, bağlayıcı bir davranış kuralları metninin hayata geçmemesi, uluslararası hukukun üstünlüğü açısından endişe vericidir ve Türkiye'nin kendi deniz yetki alanlarını koruma politikalarına da dolaylı mesajlar içermektedir.