Banglades açıklarında bir balıkçı teknesinin alabora olması sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 17 Arakanlı mülteci hayatını kaybetti. Teknede yaklaşık 70 kişinin bulunduğu, kurtarma ekiplerinin halen kayıpları aradığı bildirildi. Bu trajedi, Myanmar’daki zulümden kaçarak Bangladesh’e sığınan yüz binlerce Rohingya’nın karşı karşıya kaldığı kalıcı çözümsüzlüğün ve insani krizin bir kez daha acı bir şekilde hatırlatılması anlamına geliyor.
Uzun Süreli Yerinden Edilmenin Bedeli
2017 yılında Myanmar ordusunun Arakan eyaletinde başlattığı şiddetli baskı sonucu yaklaşık 740 bin Rohingya, Bangladesh’in Cox’s Bazar bölgesindeki kamplara sığınmak zorunda kaldı. O tarihten bu yana geçen altı yıl içinde, mülteciler için kalıcı bir çözüm üretilemedi. Myanmar’a güvenli geri dönüş ihtimali giderek zayıflarken, Bangladesh’teki kamplarda yaşam koşulları giderek ağırlaşıyor. Sınırlı kaynaklar, yetersiz sağlık hizmetleri, eğitim imkanlarının kısıtlılığı ve insan kaçakçılarının artan faaliyetleri, birçok mülteciyi umut arayışıyla tehlikeli deniz yolculuklarına itiyor.
Bu yıl şubat ayında da benzer bir hadise yaşanmış, Malezya açıklarında iki teknenin batması sonucu onlarca Rohingya hayatını kaybetmişti. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, 2023 yılının ilk aylarında Andaman Denizi ve Bengal Körfezi’nde 570’ten fazla Rohingya’nın ölü veya kayıp olduğu bildirildi. Bu sayı, 2022’nin aynı dönemine göre belirgin bir artışa işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyutu
Rohingya krizi, yalnızca Bangladesh ve Myanmar’ı değil, tüm Güneydoğu Asya bölgesini etkileyen bir insani ve güvenlik sorunudur. Endonezya, Malezya ve Tayland gibi komşu ülkeler, sık sık mülteci taşıyan teknelerin kıyılarına ulaşmasıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu ülkelerin çoğu, Myanmar’dan gelen mültecileri kabul etmekte isteksiz davranmakta ve kurtarılanları açık denizde bırakma veya geri itme politikaları uygulamaktadır. Bölgesel işbirliği eksikliği, insan kaçakçılığı ağlarının güçlenmesine ve mültecilerin daha büyük riskler almasına neden olmaktadır.
Uluslararası toplumun Rohingya krizine yönelik ilgisi ise zamanla azalmıştır. İlk yıllardaki büyük bağış kampanyaları ve diplomatik baskı, Myanmar’daki askeri cuntanın uluslararası yaptırımlara rağmen dirençli duruşu karşısında etkisiz kalmıştır. Bangladesh, mültecilere ev sahipliği yapmanın yükünü tek başına taşımakta ve bu durum ülke içinde de tepkilere yol açmaktadır. Özellikle Cox’s Bazar bölgesindeki kampların çevreye ve yerel ekonomiye olan olumsuz etkileri, Bangladesh hükümetini geri dönüş konusunda daha katı önlemler almaya itmektedir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Myanmar'daki Rohingya Müslümanlarına yönelik baskılara en sert tepki veren ülkelerden biri olmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan konuyu Birleşmiş Milletler'de gündeme taşımıştır. Banglades'teki mülteci kamplarına insani yardım gönderen Türkiye, bu alanda diplomatik ve insani inisiyatif almıştır. Ancak son yıllarda Türkiye'nin kendi sınırları içinde barındırdığı Suriyeli mülteci nüfusu ve ekonomik zorluklar, Rohingya krizine yönelik ilginin azalmasına neden olmuştur. Yine de bu kriz, mülteci sorununun küresel boyutunu ve Türkiye'nin “sorumluluk paylaşımı” vurgusunu hatırlatması açısından önemlidir. Türkiye, benzer durumdaki ülkelere örnek olacak şekilde mülteci politikalarını sürdürmeli ve uluslararası platformlarda Rohingyaların sesi olmaya devam etmelidir.