Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da, eski bir asker tarafından yönetilen paralı asker benzeri bir operasyonla kaçırılan küçük kız Insiya, 10 yıldır Hindistan'da babasıyla birlikte yaşıyor. Annesi Shweta Sharma, kızına kavuşmak için yıllardır süren hukuki ve diplomatik mücadelesini anlattı. Olay, uluslararası çocuk kaçırma vakalarında adaletin ne kadar karmaşık ve zorlu olabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Planlanmış, profesyonel ve kontrollü bir operasyon
Mahkeme kayıtlarına göre, Insiya'nın babası, kızını kaçırmak için ‘planlanmış, profesyonel ve kontrollü’ bir operasyon düzenledi. Operasyonda eski askerler ve paralı askerler yer aldı. Kaçırma eylemi, Amsterdam'da bir sokakta gerçekleşti ve olay anı güvenlik kameralarına yansıdı. Baba, kızını Hindistan'a götürdü ve o zamandan beri ülkede serbestçe yaşıyor. Uluslararası tutuklama emrine rağmen, Hindistan hükümeti henüz babayı iade etmedi.
Shweta Sharma, yıllar boyunca kızını görmek için Hindistan'a defalarca seyahat etti, ancak her seferinde engellerle karşılaştı. ‘Insiya bana her telefon ettiğinde ağlıyor. Onu geri getirmek için her şeyi yapacağım’ diyen anne, diplomatik baskının artmasını umuyor.
Hindistan’daki hukuki süreç ve uluslararası boyut
Hollanda hükümeti, Hindistan'dan Insiya'nın iadesini talep etti, ancak Hindistan, iki ülke arasında imzalanan Lahey Sözleşmesi'ne rağmen süreci yavaş işletiyor. Sözleşme, çocuk kaçırma vakalarında çocuğun derhal ikamet ettiği ülkeye iadesini öngörüyor. Ancak Hindistan'da iç hukuk engelleri ve bürokratik gecikmeler nedeniyle dava yıllardır sonuçlanmadı. Uzmanlar, bu tür vakaların uluslararası ilişkilerde hassas bir denge gerektirdiğini ve çocuğun yararının ön planda tutulması gerektiğini vurguluyor.
Olay, yalnızca iki ülke arasında değil, aynı zamanda uluslararası toplumda da yankı uyandırdı. İnsan hakları örgütleri, Hindistan'a Insiya'nın derhal Hollanda'ya iade edilmesi çağrısında bulundu. Bu tür vakalar, özellikle farklı yasal sistemler arasındaki iş birliğinin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uluslararası çocuk kaçırma vakalarında taraf ülkelerle ikili anlaşmalar yapmış olsa da, bu tür olayların çözümünde karşılaşılan zorluklar Ankara için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye'nin, özellikle Avrupa ülkeleriyle çocuk kaçırma davalarında iş birliğini artırması ve Lahey Sözleşmesi'ne tam uyum sağlaması, hem kendi vatandaşlarının mağduriyetini önleyecek hem de uluslararası alanda güvenilirliğini pekiştirecektir. Ayrıca, benzer vakaların Türk-Yunan veya Türk-Alman ilişkilerinde de gündeme gelebileceği düşünüldüğünde, proaktif bir diplomatik yaklaşım benimsenmesi yerinde olacaktır.