Tel Aviv merkezli Stratejik Çalışmalar Enstitüsü tarafından yapılan bir anket, İsrail vatandaşlarının yüzde 56'sının ABD ile İran arasında olası bir nükleer anlaşmaya karşı olduğunu ortaya koydu. Ankete katılanların yalnızca yüzde 26'sı anlaşmayı desteklerken, yüzde 18'i ise kararsız kaldı. Bu sonuçlar, İsrail kamuoyunun Tahran'la yapılacak herhangi bir anlaşmaya derin bir şüpheyle yaklaştığını gösteriyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamalarda, İran'ın nükleer programına ilişkin kapsamlı bir anlaşma yapılması halinde bunun bölge için varoluşsal bir tehdit oluşturacağını defalarca dile getirmişti.
Anketin detayları ve İsrail kamuoyunun endişeleri
Ankete göre, İsraillilerin endişelerinin başında anlaşmanın İran'ın nükleer faaliyetlerini tamamen durduramayacağı korkusu geliyor. Katılımcıların yüzde 68'i, anlaşmanın İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini sınırlasa da gizli askeri programını tamamen sona erdirmeyeceğine inanıyor. Ayrıca, yüzde 72'lik bir kesim, anlaşmadan sonra İran'ın bölgedeki vekil güçlere verdiği desteği artıracağını düşünüyor. Bu bağlamda, özellikle Lübnan Hizbullah'ı ve Suriye'deki İran destekli milisler, İsrail için yakın tehdit olarak algılanıyor.
Anket, İsrail siyasi yelpazesinin iki ucundaki seçmenler arasında bile anlaşmaya karşı ortak bir duruş olduğunu gösteriyor. Sağcı partilere oy verenlerin yüzde 73'ü anlaşmaya karşı çıkarken, sol partilere oy verenlerde bu oran yüzde 41 olarak kaydedildi. Merkez partilere oy verenlerin ise yüzde 54'ü anlaşmayı reddediyor. Bu veriler, İran'ın nükleer programının İsrail toplumu için neredeyse tüm siyasi görüşleri birleştiren bir mesele olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Anlaşma sürecindeki tıkanıklık
ABD ile İran arasındaki nükleer anlaşma müzakereleri, son aylarda taraflar arasındaki temel farklılıklar nedeniyle duraklamış durumda. İran, uranyum zenginleştirme programını sürdürme konusunda ısrarcıyken, ABD ve bazı Avrupalı müttefikler daha sıkı denetim mekanizmaları talep ediyor. Bu süreçte İsrail, özellikle diplomatik kanallardan anlaşmaya karşı lobi faaliyetlerini yoğunlaştırmış durumda. Netanyahu yönetimi, anlaşmanın yalnızca İran'ın nükleer programını erteleyeceğini, ancak uzun vadede İran'ın nükleer silah üretmesine izin vereceğini savunuyor.
Ayrıca, anket sonuçları, İsrail kamuoyunun ABD'ye olan güvenin de sorgulandığını ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 63'ü, ABD'nin İran'ın anlaşma hükümlerine uymasını sağlayamayacağını düşünüyor. Bu durum, İsrail'in kendi savunma mekanizmalarını geliştirme çabalarını haklı çıkarır nitelikte. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri operasyon seçeneğini masada tutmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail kamuoyunun ABD-İran anlaşmasına muhalefeti, Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplamalarını doğrudan etkiliyor. Anlaşmanın sağlanamaması, İran'ın nükleer programını hızlandırmasına ve bölgede yeni bir silahlanma yarışına yol açabilir. Türkiye, bu durumda hem İran'ın nükleer tehdidi hem de İsrail'in askeri önlemleri arasında denge kurmak zorunda kalabilir. Ayrıca, İran'ın zayıflaması, bölgesel güç dengelerini değiştirecek ve Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki nüfuzunu etkileyebilir. Ankara, bu nedenle anlaşma sürecini dikkatle izlemekte ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olmaktadır.