ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Lübnan'a yönelik son hava saldırılarına sert tepki gösterdi. Trump, saldırıları 'vahşi' olarak nitelendirirken, iki lider arasında son dönemde yaşanan görüş ayrılıkları yeniden gündeme geldi. BBC muhabiri Tom Bateman, Trump'ın bu çıkışının arkasındaki nedenleri ve bunun ABD-İsrail ilişkilerine olası etkilerini değerlendiriyor.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın tepkisi, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde Hizbullah hedeflerine yönelik düzenlediği geniş çaplı hava operasyonlarının ardından geldi. Saldırılarda sivil kayıpların yaşandığı bildirilirken, uluslararası toplumdan da tepkiler yükselmişti. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 'Bu kadar vahşi saldırıların hiçbir haklı gerekçesi olamaz' ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray'dan yapılan resmi açıklamada ise Başkan Trump'ın bölgede gerilimin düşürülmesi çağrısını yinelediği belirtildi. Açıklamada, 'Lübnan halkının maruz kaldığı bu orantısız güç kullanımı endişe vericidir' denildi. Öte yandan İsrail Başbakanlık Ofisi'nden yapılan yanıtta, operasyonların 'Hizbullah'ın saldırılarına karşı meşru müdafaa' kapsamında olduğu savunuldu.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın bu çıkışı, ABD'nin İsrail politikasında olası bir kırılmaya işaret ediyor. Başkan, geçmişte Netanyahu'ya verdiği güçlü desteğe rağmen, son dönemde İsrail'in Gazze politikası ve yerleşim birimleri konusunda da eleştiriler yöneltmişti. Analistler, Trump'ın 2024 seçimleri öncesinde Müslüman ve Arap Amerikalı seçmenlerin oylarını etkilemek için bu söylemi benimsemiş olabileceğini belirtiyor.
Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Trump'ın açıklamalarını memnuniyetle karşılarken, 'Bu, uluslararası toplumun Lübnan'ın yanında olduğunu gösteriyor' dedi. Hizbullah ise İsrail'e karşı misilleme tehdidini yineledi. Bölgede tansiyonun yükselmesi, başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkelerini de endişelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Netanyahu'ya yönelik bu eleştirisi, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin ve Lübnan'daki insani krizlere dikkat çekme pozisyonuyla örtüşüyor. Ankara, İsrail'in bölgedeki askeri operasyonlarını sürekli eleştirirken, ABD'nin bu konuda daha dengeli bir tutum alması, Türk dış politikasının elini güçlendirebilir. Ancak ABD-İsrail ittifakında kalıcı bir kopuş beklenmiyor; bu çıkış daha çok taktiksel bir hamle olarak görülüyor. Türkiye, bölgedeki istikrarsızlığın artması halinde sınır güvenliği ve mülteci akını riskleriyle karşı karşıya kalabileceğinden, gelişmeleri yakından takip ediyor.