CBS News tarafından yapılan son kamuoyu yoklaması, Amerikalıların önemli bir bölümünün Tahran yönetimi ile varılan anlaşmanın İran’a ABD’den daha fazla yarar sağladığına inandığını ortaya koydu. Ankete katılanların yüzde 37’si, iki ülke arasındaki mutabakatın İran lehine sonuçlandığı görüşünü paylaşırken, bu oran anlaşmanın ABD’ye avantaj sağladığını düşünenlerin yüzde 22’lik payının oldukça üzerinde seyrediyor. Katılımcıların yüzde 23’ü ise anlaşmanın her iki taraf için de eşit fayda sağladığını belirtti.
Anlaşmanın kamuoyundaki algısı ve nükleer endişeler
Söz konusu anket, ABD ile İran arasında son dönemde varılan ve özellikle Tahran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırmayı hedefleyen mutabakatın ardından gerçekleştirildi. Ankete katılanların çoğunluğu (%56) ABD ile İran arasındaki çatışmanın sona ermesine sıcak bakarken, yüzde 44’lük bir kesim anlaşmanın İran’ın nükleer programını kalıcı olarak durdurup durdurmadığı konusunda şüpheci olduğunu ifade etti. CBS News’in yayımladığı verilere göre, Amerikalıların yalnızca yüzde 38’i ABD’nin Tahran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesini sonsuza dek sonlandırdığına inanıyor. Bu oran, Washington yönetiminin anlaşmayı satarken kullandığı güçlü söyleme rağmen, kamuoyu nezdinde tam bir ikna sağlanamadığını gösteriyor.
Anket ayrıca, ABD’li seçmenlerin yüzde 45’inin anlaşmayı desteklediğini, yüzde 40’ının ise karşı çıktığını ortaya koydu. Anlaşmaya en güçlü destek Demokratlar arasında görülürken, Cumhuriyetçilerin çoğu anlaşmaya şüpheyle yaklaşıyor. Bağımsız seçmenlerin ise bu konuda bölünmüş olduğu anlaşılıyor.
Anlaşmanın bölgesel ve küresel yansımaları
İran ile ABD arasında varılan mutabakat, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Ortadoğu’daki güç dengelerini de doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Anlaşma, İran’a uygulanan ekonomik yaptırımların bir kısmının hafifletilmesini öngörürken, karşılığında Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini kısıtlamasını ve uluslararası denetimlere izin vermesini şart koşuyor. Ancak anlaşmanın ne kadar sürdürülebilir olduğu, İran’ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler ve İsrail ile Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörlerin tepkileri, Washington için önemli bir sınav niteliği taşıyor.
Anket sonuçları, Amerikan kamuoyunun İran konusunda temkinli bir iyimserlik içinde olduğunu ancak anlaşmanın kalıcı bir çözüm getirip getirmediği konusunda henüz ikna olmadığını gösteriyor. Özellikle İran’ın nükleer altyapısını tamamen sökmediği ve kısa sürede yeniden silah seviyesinde uranyum üretebilecek kapasiteyi koruduğu yönündeki istihbarat raporları, kamuoyundaki şüpheleri besliyor. CBS News anketine göre, Amerikalıların %62’si İran’ın nükleer silah geliştirme niyetinden vazgeçmediğine inanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile hem komşuluk hem de enerji ithalatı bağlamında derin ekonomik ve siyasi ilişkilere sahip. ABD-İran arasındaki anlaşmanın sağladığı göreceli istikrar, Ankara’nın Tahran’la ticaretini ve enerji iş birliğini sürdürmesi açısından olumlu bir zemin oluşturuyor. Ancak anlaşmanın kalıcı olmaması durumunda, özellikle yaptırımların yeniden devreye girmesi Türkiye’yi zor durumda bırakabilir. Ayrıca İran’ın nükleer programının denetim altına alınması, bölgesel bir silahlanma yarışını engelleyerek Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlayabilir. Ankara, bu süreçte hem Washington hem de Tahran’la dengeli bir diplomasi yürütmek durumunda.