İngiltere'nin Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS) ile veri analitiği şirketi Palantir arasındaki 330 milyon sterlinlik tartışmalı sözleşme ve Palantir'in Birleşik Krallık hükümetindeki daha geniş rolü, Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ın atacağı adımlara bağlı hale geldi. Burnham, daha önce NHS verilerinin özel bir şirkete devredilmesine karşı çıkmıştı; şimdi ise yerel yönetimlerde Palantir yazılımının kullanımını veto etme gücüne sahip.
Gelişmenin Arka Planı: NHS-Palarantir Sözleşmesi ve Burnham'ın Rolü
İngiltere hükümeti, COVID-19 pandemisi sırasında Palantir'in yazılımını sağlık verilerini yönetmek için kullanmaya başladı. Pandemi sonrasında bu ortaklık kalıcı hale getirilmek istendi ve 2023 yılında NHS ile Palantir arasında toplam değeri 330 milyon sterlin olan yedi yıllık bir sözleşme imzalandı. Ancak sözleşme, veri gizliliği endişeleri ve kamu kaynaklarının özel bir Amerikan teknoloji şirketine aktarılması nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kaldı.
Andy Burnham, eski İşçi Partisi hükümetinde Sağlık Bakanı olarak görev yapmış, şimdi ise Büyük Manchester Belediye Başkanı olarak bölgenin sağlık ve sosyal bakım yetkilerini elinde bulunduruyor. Burnham, NHS verilerinin ticarileştirilmesine karşı olduğunu defalarca dile getirdi. Özellikle, Palantir'in yazılımının Greater Manchester'ın yerel sağlık sisteminde kullanılmasını engelleme yetkisine sahip. Bu yetki, NHS'in bölgesel entegrasyon çabalarında kilit öneme sahip. Burnham'ın olası bir veto kararı, Palantir'in İngiltere genelinde hükümetle yaptığı diğer sözleşmeleri de etkileyebilir.
Palantir, ABD merkezli bir veri analitiği şirketi olup, istihbarat ve savunma alanında yaptığı çalışmalarla tanınıyor. Şirket, İngiltere'de ayrıca İçişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı ile de sözleşmelere sahip. Bu nedenle, Burnham'ın kararı sadece sağlık sektörünü değil, şirketin İngiltere kamu sektöründeki genel varlığını da etkileyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Veri Egemenliği ve Teknoloji Bağımlılığı
Bu tartışma, küresel çapta kamu verilerinin özel teknoloji şirketlerine emanet edilmesine yönelik artan endişeler bağlamında şekilleniyor. Birçok ülke, Amerikan teknoloji devlerine bağımlılığın ulusal güvenlik riskleri taşıdığı konusunda uyarılarda bulunuyor. Özellikle Avrupa Birliği, veri egemenliği kavramını güçlendirmek için GDPR gibi düzenlemeler getirdi. İngiltere ise Brexit sonrası kendi veri politikasını oluşturma sürecinde. Palantir gibi şirketlerin kamuya ait hassas verileri işlemesi, siber güvenlik ve veri sızıntısı risklerini beraberinde getiriyor.
Andy Burnham'ın hamlesi, İngiltere'de yerel yönetimlerin merkezi hükümet politikalarına karşı direnişinin bir örneği olarak görülebilir. Burnham, İşçi Partisi içinde popüler bir figür ve gelecekte parti liderliğine aday olması bekleniyor. Bu nedenle, Palantir kararı hem yerel siyaset hem de ulusal düzeyde yankı bulabilir. İşçi Partisi genel olarak NHS'in özelleştirilmesine karşı çıkarken, Burnham'ın tutumu parti içindeki farklı görüşleri de ortaya koyuyor. Muhafazakar hükümet ise Palantir sözleşmesini verimlilik artışı ve maliyet tasarrufu gerekçesiyle savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin sağlık ve kamu verilerinin yönetimine ilişkin kendi politikaları açısından dolaylı da olsa önemli ipuçları barındırıyor. Türkiye'de de Sağlık Bakanlığı'na ait verilerin özel sektörle paylaşımı ve ulusal veri güvenliği konularında benzer tartışmalar yaşanıyor. Özellikle yabancı teknoloji şirketlerine bağımlılığın azaltılması ve yerli alternatiflerin geliştirilmesi, Türkiye'nin dijital egemenlik hedefleriyle örtüşüyor. Ayrıca, İngiltere'deki bu sürecin sonucu, ABD merkezli şirketlerin müttefik ülkelerdeki kamu projelerinde nasıl bir dirençle karşılaşabileceğine dair bir gösterge olabilir. Türkiye, benzer durumda kendi veri koruma düzenlemelerini sıkılaştırmak için bu tartışmaları yakından izlemelidir.